İlgili kişi ya da kurum ve kuruluşların dışında kalanların
bilmemesi gereken bilgi...
Bana göre “sır”ın iki niteliği vardır: Birincisi bireysel, ikincisi de (genel olarak askeri, siyasi, ekonomik, etik, bilimsel, vb’nin toplamı olmak üzere) sosyolojiktir.
Birinci kategorideki sır, tamamen ve yalnızca güvene dayalı olarak gerçekleşir. Kişi(ler), ya karşısındakine güvendiği için, ya da güvenmek zorunda kaldığı için ona bilgi(ler) sunar ve çoğu kez de ekler: “Bu, aramızda kalsın!”
“Aramızda kalsın!” uyarısı, genellikle, yeterli güvenin oluşmadığı ama kimi şeyleri paylaşmak adına güvenmek zorunda kalındığı anlarda söylenir, çünkü yeterli bir güven ortamında bu uyarıya gerek duyulmaz.
İkinci kategoride yer alan sır ise, iki zemin üstünde yükselir: Birincisi yine güven, ikincisi de disiplindir. Güven kaynaklı sır, yukarıdaki gibidir ama disipline dayalı sır böyle değildir, ikili bir karaktere sahiptir ve ikili bir karaktere sahip olmasının kökeni, aslında, “disiplin” kavramından ne anlaşıldığıyla doğrudan ilintilidir.
Çıtayı yükseltecek olursak, burjuva disiplin ve proleter devrimci disiplin olmak üzere iki anlayış vardır. Burjuva anlayışta “disiplin” kavramının içeriği, doğrudan ve yalnızca emre dayalı baskı niteliktedir. “Zorunlu olmak” tek ve değişmez kural olduğu için aksi davranan(lar) elimine edilir(ler) ve (çoğunlukla) hiçbir zaman itiraz hakları bulunmaz. Proleter devrimci anlayışta ise, disiplin, bütünlüğün bozulmaması için, alınan kararı “yanlış” bile olsa uygulamak demektir.
Örneğin “parti disiplini”ni ele alalım:
1. İlgili konu(lar)da ve ilgili düzey(ler)de (komite, komisyon, konferans, kongre vb) süresi ve içeriği belirlenen bir tartışma açılır.
2. Bu tartışma döneminde esas olarak belirlenen konu veya konulara bağlı kalmak üzere (gerekli durumlarda “gündem dışı” konuşmak da olasıdır), isteyen istediği düşünceyi (koşullar elverdiğince) hiçbir kısıtlama olmaksızın dile getirilir.
3. Dile getirilen bu düşüncelere karşıt bir düşünce varsa, o da alternatifleriyle birlikte karşı tezini dile getirir.
4. Dile getirilen düşünce(ler) oylamaya sunulur ve en çok oyu alan düşünce(ler) “karar” haline getirilir.
Proleter devrimci disiplin anlayışı, işte burada devreye girmektedir: Reddedilen düşünce sahipleri, alınan bu karara tamamen saygı duymak ve uygulamakla yükümlüdürler. Kendi düşüncesi benimsenmiş gibi davranmak zorundadırlar.
Tekrar başa dönelim: Sır(lar)ın, genel anlamıyla güven üstüne inşa edildiğini söylemiştim. Güven ise, bilgi ve deneyimlerin somutlaşarak yansımasıyla oluşur ve başta devrimci proletarya olmak üzere, bireysel ilişkilerimizde de geçerlidir. Bu, aynı anda samimi, sıcak bir yaklaşımın da göstergesidir.
Bana göre “güven” kavramı, adına “namus” dediğimiz kavramın da şah damarıdır. Bu da demektir ki, bize verilen bir sır, bizim namusumuzun en önemli besleyici köklerinden biridir. Dar anlamıyla söyleyecek olursam, SIR=NAMUS demektir.
Namusumuzu koruyalım!
06 Mayıs 2007







0 Yorumlar:
Yorum Gönder