Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Virgül

Virgül

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 6 Aralık 2014 Cumartesi Saat : Aralık 06, 2014

Virgül, insanlığın ve onun şahsında dünyanın özgür­leş(tiril)mesinde, ya da bir başka söylemle, sınıfsız toplumun kurulması için kullanılan araçlar arasında en önemlilerinden biridir. Bu tümcemin “tersten” okun­ması durumunda da aynı sonuca ulaşırız: Sömürü ba­ronlarının sistemi olan kapitalist / emperyalist sistem­leri parçalayarak başlarına çalmak için kullanılan araçların en önemlilerinden biridir virgül.

Hayır, şaka yapmıyorum; tersine, çok ciddiyim!

Herhangi bir şeyi tanımak ya da bilmek, o şeyi maksi­mum derecede kullanmak ya da uygulamak demektir; az tanıyorsak az kullanırız, çok tanıyorsak çok...

Örneğin bilgisayar... Başlangıçta bilgisayar hakkında hiçbir bilgimiz bulunmaz:

-Anne, bu ne?
-Bu bir bilgisayar yavrum.
-Ne yapıyorsun bununla, ne işe yarıyor?
-Şu, şu, şu ve şu işlemleri yapıyorum.
-Çok iyiymiş yaa! Peki, başka şeyler de yapabiliyor musun, yapabilir misin?
-Şu, şu ve şu işlemleri de yapabiliriz. Hatta şu an ak­lıma gelmeyen birçok farklı şeyi de yapabiliriz.
-Hadi yapsana!
-Ben bunları bilmediğim için yapamam ama öğrenir­sem o zaman yapabilirim. Bizler sadece bildiklerimizi (doğru olarak) yapabiliriz.

Bir şeyi tanımak / bilmek çok önemlidir. Bir şeyi bil­meden başarırsak bu ancak “tesadüf” olur. Virgül de böyledir; tanımak, bilmek ve yerinde kullanmak çok önemlidir. Çok yaygın kullanılan bir örnek ile bunun açılımını yapmak istiyorum:

1. Oku da, baban gibi eşek olma!
2. Oku da baban gibi, eşek olma!
3. Oku da baban gibi eşek olma

Yazılış itibarıyla tamamen aynı olan yukarıdaki üç tümceyi lütfen bir kez daha okuyun ve virgüllerin yer­lerine dikkat edin.

Birinci tümceyi kullanan kişi, konuştuğu kişiye baba­sının eşekliğinden söz ediyor, “Senin baban bir eşektir. Okumazsan, sen de baban gibi eşek olursun!” diyor; çünkü vurgu, sonuna konulan bir virgül ile okumaya yapılmaktadır.

İkinci tümceyi kullanan kişi, karşısındaki kişinin ba­basının okumuşluğuna vurgu yapmaktadır. Bu tümce­deki baba, okumuş “adam” olmuştur. Yani, “Senin ba­ban, okumuş bir insandır; onun gibi okumazsan, eşek olursun!” diyor.

Görüldüğü gibi çoğumuzun bilmediği, bilenlerin ise çok da önemsemediği bir virgül, tüm tümcenin anla­mını değiştirebilmektedir.

Gelelim üçüncü tümceye... Zaten “Zurnanın ‘zırt’ de­diği yer” de burasıdır. Çoğumuzun yaptığı gibi bu tüm­ceyi kullanan kişi, hiçbir noktalama imi kullanmamış. Bu gibi tümceler gereksiz tartışmaların, anlam karga­şalarının ve benzeri olumsuzlukların ana üssüdür.

Üçüncü cümleyi okuyan kişi itiraz ediyor:

-Sen babama eşek diyorsun!
-Hayır, rica ederim; ben babana eşek demiyorum, sana eşek diyorum.
-İnkâr etme; bak burada “baba” var, “baban gibi eşek olma” diyorsun. Utanmıyor musun koskoca “Baba”ye eşek demeye!
-Ama ben...
-Ayıp, ayıp!

Tartışma böyle sürüp giderken birden kapının zili çalı­yor. Sivil giyimli ve elinde telsiz olan birine eşlik eden iki resmi görevliyi karşınızda buluyor ve şaşkınlıkla harmanlanmış bir korkuyla soruyorsunuz:

-Buyurun memur bey, hayırdır inşallah!
-Siz Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış bir devlet adamına, “Baba”ya “eşek” diyerek hakarette bulundunuz; hakkınızda şikâyet var, buyurun karakola!

Siyasal yapılanmalar arasında ve her bir siyasal yapı­lanmanın kendi içinde de aynı nedene bağlı olarak böyle tartışmalar sürüp gitmekte, taraflar Marx’tan, Lenin’den (hem de aynıları olmak üzere) alıntılar yapa­rak kendisinin doğru olduğunu iddia etmektedirler.

Peki, kim doğru söylüyor?

Noktalama imlerini ve yazım kurallarını bilen doğru söylüyor, bu kadar basit! Çünkü, eğer noktalama imle­rini ve yazım kurallarını bilsek ve yerinde kullansak, “Marx şunu dedi!”, “Lenin bunu söylemek istiyor!” gibi mücadelemizin ve zamanımızın önemli bir bölü­münü alıp götüren gereksiz polemikler oluşmaz. Bu boşa giden enerjimizi doğrudan mücadelemizin kendi­sine yönlendirdiğimizi bir düşünür müsünüz lütfen?

-Baba, bu küçük yamuk çizgi ne?
-Buna “virgül” deniliyor çocuğum, çok önemli bir işa­rettir bu.
-Ne işe yarıyor ki?!
-Dünyayı kurtarmaya...

20 Nisan 2007

0 Yorumlar:

Yorum Gönder