Aralarında kavram kargaşasının hayli yoğun olduğu görsel, işitsel ve yazılı medyada “Kültür” kavramına ilişkin birçok açılımları görüyoruz. Her insanın (grubun, anlayışın, vb.) kendi sınıfsal duruşuna, yani “kendine göre” bir tanımlama yaptığını da görüyoruz, okuyoruz... Bu kargaşaların en önemlilerinden biri olarak “Kültür ve Sanat Yarışması” gibi başlıklar altında yapılan çeşitli boyutlardaki etkinlikleri gösterebiliriz. Bir “Sanat” yarışması düzenlenebilir ama bir “Kültür” yarışması düzenlenebilir mi?
”Kültür Yarışması” kesinlikle yapılamaz! Neden “Kültür” yarışması yapılamayacağının gerekçesini yazıyı okuyunca göreceğiz ama şimdiden bu saptamayı yapalım.
“Sanat” dediğimiz zaman aklımıza ilk önce müzisyenler gelir. Peşinden sinema ve tiyatro... Örneğin halkımızın büyük bir çoğunluğu yontucuyu (heykeltıraşı), vitraycıyı, ebrucuyu, dansör ve dansözleri filan bu kavram içinde pek gör(e)mezler...
“Çok kültürlü (bilgili anlamında) insan! ” deriz örneğin. Kültür’ü genel olarak “bilgi” olarak algıladığımız için bu sözü de çok kullanıyoruz.
Gelin, tanımlamalara geçelim:
Birinci Tanımlama:
“Kültür, bir sosyolojik grubun önemli yapılarından biridir. Sosyolojik bir kimliğin olabilmesi için bir kültürün de olması gerekir. Etnik yapı, kültürle doğrudan ilintilidir. Kültür dediğimiz şey, sosyolojik grubun dilinden, alışkanlıklarından, yaşam şekillerine kadar ya da dini inancından, her türlü insani ve doğal ilişkilerini kapsayan bir bütün ya da bu ilişkilerden ortaya çıkan sosyolojik bütüne verilen ad.” [1]
İkinci Tanımlama:
“Kültürü birçok şekilde tanımlayabiliriz. Örneğin; düşünce, konuşma ve her türlü aksiyonu içeren ürün; insanların öğrenme kapasitesine dayalı; ve dille, düşünceyle ve geleneklerle her türlü bilgiyi, görgüyü, örf ve adetleri ileriki nesillere taşıyan gelenekler dizisinin toplamıdır diyebiliriz. Eğitimle disiplinle, sosyal tecrübeyle gelişmişliğiyle kültür diyebileceğimiz gibi moral ve entelektüel gelişmişliğe de kültür diyebiliriz. Kültür entelektüel ve estetik çalışma ile elde edilen gelişmelerdir; medeniyetin entelektüel ve sanatsal içeriğidir, görgü, düşünce ve zevk gelişmişliğidir. Güzel sanatlarla, insanlıkla ve mesleki teknik ya da profesyonel ustalık ve bilgiyle görünen bilimle de ilgilidir kültür.” [2]
Üçüncü Tanımlama:
1) Tarihi, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin.
2) Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü.
3) Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.
4) Bireyin kazandığı bilgi.
5) Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.
6) (Kültür akımı) Bir toplumun kültüründen bazı öğelerin başka bir topluma geçişi. [3]
Daha birçok tanımlama örneğine gereksiz olacağı için yer vermiyorum.
Yazımın hemen başında “Her insan ‘kendine göre’ bir tanımlama yapar. “ dedim. Ben de “kendime göre doğru” bulduğum bir tanımlamayı, Materyalist Felsefe Sözlüğü’ndeki tanımlamayı yazıyorum:
“Tarihin akışı içinde toplum tarafından yaratılan bütün maddi ve manevi (spiritüal) değerler ve onların yaratılması, kullanılması ve aktarılmasına ilişkin araçlardır.” (abç)
Altını çizdiğim yerlerden de anlaşılacağı üzere ilk kural, onun, “toplum tarafından” yaratılması, oluşturulmasıdır.
Az önce alıntısını yaptığımız birinci tanımlama, Kültür kavramını sadece sosyolojik boyutuyla ele almış, hatta daha da darlaştırarak bunu “etnik” konuma kadar indirgemiştir. Kuşkusuz ki, etnik yapıların da kendilerine özgü belli bir kültürü vardır; ama bu, kültürün, sadece “etnik yapı” ile açıklanabileceği anlamına gelemez. Gerek ulus niteliğinde olan toplumlar ve gerekse etnik nitelikte olanlar, “bağlı” bulundukları sosyo-ekonomik formasyondan kesinlikle ayrılamazlar. Dolayısıyla bu tanımlama, belli mikroskobik doğruları içinde barındırsa da genel bir tanımlamada bilimsel bir açılımdan oldukça uzaktır.
İkinci tanımlama daha tanımlamasının başında gemiyi karaya oturtmaktadır: “Kültürü birçok şekilde tanımlayabiliriz” diyor! “Kültür” ana başlığına bağlı alt başlıkların nicelik ve niteliklerini açıklamak başka bir şey, Kültür’ün “birçok şekilde tanımlanması"(!) bir başka şeydir ve anlaşıldığı kadarıyla “mumine” sitesi, bu kavramdan sadece “maneviyatı” ve sanatı anlamaktadır. Hiçbir bilimselliği olmayan, o an akla geldiği için yazılan bir “tanımlamadır” bu.
Üçüncü tanımlama, görüldüğü gibi Materyalist Felsefe Sözlüğü ile büyük bir uyum içinde ama “... insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin” şeklindeki “ek” tamamen gereksizdir. Çünkü konumuz dâhilindeki Kültür’ün “egemenlik ölçütü” olarak değerlendirilmesi, yanlıştır. “Egemen kültür” var mıdır? Tabi ki vardır; ama tanımlama içinde kullanılması yanlıştır; çünkü ayrı bir alt başlıktır bu.
Peki Kültür’ü oluşturan altını çizdiğimiz “maddi ve manevi değerler...” denilen iki sac ayağı nelerdir?
“... maddi kültür (yani makineler, üretim alanındaki deneyimler ve diğer maddi servetler) ve manevi kültür (yani bilim, sanat, edebiyat, felsefe, etik, eğitim, vs...”)
Kolayca anlaşılacağı üzere aslında bir Kültür’den söz ederken, tek başına bir şeyden değil, maddi ve manevi birçok şeyin toplamından söz ediyoruz.
Vücut gibi!
Tıpkı vücut derken tüm organlarımızı; kafa, göz, kulak, ayak... söylüyor olmamız gibi...
Kültür’ün olabilmesi için ilk kural, tarihsel süreç içinde toplum tarafından yapılmış olmasını gerektiriyordu. Bugün, yaklaşık 200 ülke (ulus) var ve bu ülkelerin kültürleri arasında aynılıklar, benzerlikler olduğu gibi ayrılıklar da vardır. Kültür’ü belirleyen, ona niteliğini veren sosyo-ekonomik formasyonlar dizisidir. Bir toplum hangi sosyo-ekonomik formasyon içindeyse, o toplumun kültürü de o sosyo-ekonomik formasyon dizisine denk düşer. Örneğin, kapitalist bir toplumda Kültür kaçınılmaz olarak kapitalist nitelik taşırken, sosyalist bir toplumda sosyalist, feodal bir toplumda feodal kültür vb. egemendir.
Buradan yola çıkarak, belli bir sosyo-ekonomik formasyonun yansıması olan Kültür, içinde yukarıda değindiğimiz şeyleri kapsadığı için, “ideoloji” de bu kavramın içinde yer aldığı için, belli bir sınıfa denk düşer.
Kaynakça:
[1] http://www.filozof.tripod.com/kultur.html
[3]Türk Dil Kurumu
01 Aralık 2005






0 Yorumlar:
Yorum Gönder