Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » İdeoloji Üzerine Bir Genel Düşünce

İdeoloji Üzerine Bir Genel Düşünce

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 2 Aralık 2014 Salı Saat : Aralık 02, 2014



“Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor: Komünizm hayaleti. Eski Avrupa'nın bütün devletleri bu hayaleti dualar okuyup tüt­süler yakarak kovmak üzere kutsal bir ittifak içine girdiler: Papa ile Çar, Metternich ile Guizot, Fransız radikalleri ile Alman polis ajanları.

Muhalifleri tarafından komünist olmakla suçlanmamış mu­halefet partisi gösterebilir misiniz? Bu lekeleyici komünizm suçlamasını, daha ilerici muhalefet partilerine olduğu ka­dar, gerici hasımlarına karşı da gerisin geriye fırlatmamış muhalefet gösterebilir misiniz?”

Marx ve Engels o dönemlerde Avrupa’da dolaşan “komü­nizm hayaleti”nin ne olduğunu başta dünya işçi sınıfı ol­mak üzere tüm ezilenlere açıklamak için 1848 yılında ka­leme aldıkları dünyaca ünlü ortak yazıları olan “Komünist Parti Manifestosu”nun ilk iki paragrafını okuduğunuz işte bu iki paragraf ile oluşturdular. O tarihten bu yana başta Paris Komünü olmak üzere Büyük Ekim Devrimi, Çin Devrimi, Arnavutluk Devrimi gibi birçok ülkede bir dizi devrimler gerçekleşti. Sınıf mücadelesinin sürekliliğinin de bir başka ispatı olarak bu devrimler ideolojik olarak değil, ama fiziki olarak yenilgi almalarına karşın yine her ülkede çeşitli boyutlarda sınıf mücadelesinin devam ettiğini ve edeceğini belirterek asıl konumuza geçelim.

Aynı o dönemlerde olduğu gibi günümüzde de bir “haya­let” dolaşıyor: “İdeoloji Hayaleti”! O dönemlerde tüm mu­haliflerini komünistlikle[! ] suçlayanlar, şimdi aynı suçla­mayı “ideoloji” kavramıyla yapıyor:

- İdeolojilerin esiri olanlar...
- İdeolojik bir yaklaşımla...
- İdeolojinin zararları...
- İdeolojilerin her türüne karşı...
- İdeoloji sahipleri...

Ve daha niceleri...

Bu sözleri duyan muhalif, anında bir bumerang gibi bu sözleri geri fırlatıyor:

-Sensin!

Daha çoğaltılabilecek olan bu tür “suçlamalar” gerçekten de olası mıdır?

-İdeolojilerin esiri olmak ne demektir?
-İdeolojisiz bir yaklaşım gerçekten olası mıdır? 
-Hangi ideolojinin zararları (kime / kimlere karşı) vardır? 
-İdeolojilerin her türüne karşı çıkmak bilimsel bir yaklaşım mıdır? 
-İdeoloji sahibi olmadan hem teorik ve hem de pratik ya­şam olası mıdır?

Bu soruların yanıtlarını yazının tamamını okuyanlar önce kendi kendilerine, sonra eğer ikna olmuşlarsa yakın çevre­lerine (örneğin eş-dost sohbetleri sırasında bile olsa) söyle­yeceklerdir. Belirtmeliyim ki bu, küçük bir makaledir ve genel anlamıyla ideolojiyi ve ideolojik farklılıkları irdele­yen bir yazı değildir. Bu kavrama çok yukarılardan bir “kuşbakışı” yaklaşarak genel düşüncemi yansıtmaya çalış­maktır.

Tanımlamalar

“Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hüküme­tin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren poli­tik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü.”

Bkz: http://www.tdk.gov.tr/TDKSOZLUK/SOZBUL.ASP? kelime=ideoloji

Görüldüğü üzere tanımlama son derece kısa ama net: Bu açıklamaya göre birçok değişik konudaki düşüncelerin bü­tününe ideoloji deniliyor. Yani felsefede bir anlayışımız olacak, sanatta bir anlayışımız olacak, estetikte bir anlayı­şımız olacak, etikte bir anlayışımız olacak, uzaybilimde bir anlayışımız olacak, dinde bir anlayışımız olacak... Bunların toplamı ise, bizim ideolojimiz olmaktadır. Ancak bu ta­nımlamayı yapan(lar) ideolojinin ne olduğu, hangi anlama geldiği mesajını iletseler de, tanımlamanın biçimini çok amatörce yapmışlar! Özellikle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Bu tanımlamayı yapanlar bu hataların kesinlikle bilincindedirler. Amaç sadece kavram kargaşası oluştura­rak, kafa karışıklığı yaratarak insanların anlayamamasını sağlamaktır.

Bu tanımlama hem eksik, hem de biçimsel ağır yanlışlar içermektedir.

Çünkü:

1] Siyasal öğretilerin tamamı (yani kendisi) doğrudan ve sadece toplumsal bir nitelik taşıdığı, dahası, “toplumsal davranışlar” isimli vücudu oluşturan örgenlerden olduğu için ayrıca “siyasal veya toplumsal...” gibi bir ayrışıma gi­rilemez.

2] İdeoloji, “...bir hükümetin, bir partinin, bir grubun...” olduğu gibi ayrıca tek bir bireyin bile davranışlarına yön vermektedir. En basit haliyle birden fazla insana ait oldu­ğunu söylemek kesinlikle bilimsel bir yaklaşım değildir.

3] “Yön veren” bu davranışların açılımında da hatalar var­dır: Felsefe, hukuk, politika... zaten farklı bilim dalları ol­dukları için ayrıca “bilimsel” denilerek ek yapılması, aynı birinci maddede olduğu gibi bunların bilim olmadıkları dü­şüncesini oluşturuyor ki, her haliyle yanlıştır. Ama “yön veren politik, hukuki, felsefi gibi bilimsel...” denilseydi daha doğru olurdu.

4) Ve ideolojinin neyin / nelerin ürünü olduğu belirtilme­miştir.

İlk kez 1754 – 1836 yılları arasında yaşamış olan ünlü Fransız düşünür Destutt de Tracy tarafından kullanılan ide­oloji, “Yunanca’daki “İdea” (görülen biçim) ile “Logos” (Bilgi) sözcüklerinin birleştirilmesiyle yapılmış ve düşün­ceyi inceleyen bilim (İdeler Bilimi) anlamında ileri sürül­müştür” diye giriş yapmış O. Hançerlioğlu’nun kaleme al­dığı Felsefe Sözlüğü’nde...

Bu da bir başka tanımlama:

“Siyasi, hukuki, etiksel, estetiksel, dinsel, felsefi görüş ve fikirlere ilişkin bir sistem. İdeoloji üst yapının bir parçası­dır ve sonuç olarak ekonomik ilişkileri yansıtır. Antagonistik sınıflı bir toplumda ideolojik savaşım sınıf savaşımına denk düşer. İdeoloji bilimsel ya da bilim dışı, yani realitenin doğru ya da yanlış bir yansısı olabilir.”

Bkz: M. Rosenthal & Y. Pudin: Materyalist Felsefe Sözlüğü

2. İdeoloji Nedir?
(İdeolojik Etken Ve İdeolojik Biçimler)

“İdeolojilerin rolüne ayrılmış olan bu bölüme birkaç ta­nımlama ile başlayacağız.

İdeoloji dediğimiz şey nedir? İdeoloji diyen, her şeyden önce fikir (idée) demektedir. İdeoloji, bir bütün, bir teori, bir sistem, hatta bazen yalnızca bir zihniyet oluşturan fi­kirlerin tümüdür.

Marksizm, bir bütünü biçimlendiren ve bütün sorunlar için bir çözüm yöntemi sunan bir ideolojidir. Cumhuriyetçi bir ideoloji, bir cumhuriyetçinin kafasında bulacağımız fikirle­rin bütünüdür.

Ama bir ideoloji, yalnızca salt fikirlerin, her türlü duygu­dan ayrıldığı varsayılacak fikirlerin toplamı değildir (zaten bu, metafizik bir anlayıştır), bir ideoloji, zorunlu olarak, duyguları, gönül yakınlıklarını, hoşlanmazlıkları, umutları, korkuları vb. içerir. Proletarya ideolojisinde, sınıf savaşı­mının düşünceye dayanan öğeleri yanında, kapitalist düze­nin sömürdüklerine karşı, 'mahpuslara' karşı duyulan daya­nışma duygularını da, isyan duygularını da, coşku ve hay­ranlık duygularını vb. buluruz. Bütün bunların hepsi bir ideolojiyi oluşturan şeylerdir.

Şimdi de ideolojik etken denen şeyi görelim: bu, ideolojiyi, bir neden olarak ya da etkileme yeteneğinde bir şey yapan bir güç olarak anlamaktır ve bunun için de, ideolojik etke­nin etkisinden söz edilir. Örneğin dinler, hesaba katmamız gereken birer ideolojik etkendir; hala önemli bir biçimde etken olan manevi bir güçleri vardır.

İdeolojik biçim denince ne anlaşılır? Bu deyimle, özelleş­miş bir alanda [bilim ve sanat alanında] bir ideoloji oluştu­ran, özel fikirlerden bir bütün anlatılır. Din, ahlak, ideolojik biçimlerdir; aynı şekilde, bilim, felsefe, edebiyat, sanat, şiir de ideolojik biçimlerdir.

Öyleyse, genellikle ideoloji tarihini, özelikle bütün bu bi­çimlerin rolünü incelemek istersek, bu incelememizi, ide­olojiyi tarihten, yani toplumların yaşamından ayırarak de­ğil, ideolojinin, etkenlerinin, biçimlerinin rolünü toplum içine yerleştirerek ve toplumdan yola çıkarak yürüteceğiz.”

Bkz: Georges Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Sayfa 220-221

Ve böylece:

“İdeolojilerin esiri olanlar...” diye karşı çıkanlar ya bu kav­ramın ne olduğunu bilmiyorlar, ya yanlış biliyorlar ya da bilgi bulanıklığı yapıyorlar.

“İdeolojik bir yaklaşımla...” diyerek ideolojiye karşı çı­kanların da aslında belli bir ideolojiye hizmet ettiği yete­rince net.
“İdeolojinin zararları...”

Bu başlık tartışılır işte! Çünkü yukarıdaki açıklamalarda da görüldüğü gibi bir çok düşüncenin oluşumundan olan ide­oloji esas olarak iki tanedir: Sosyalist ideoloji ile burjuva ideolojisi... (Bu iki ana ideoloji arasında yer alan başka ideolojiler de var ama konumuz olmadığı için geçiyoruz). Sosyalist ideolojinin burjuva ideolojisine, burjuva ideoloji­sinin ise sosyalist ideolojiye zararı vardır; çünkü bunlar tamamen karşıt ideolojilerdir ve amaç birbirlerini yok et­mek, en azından kendisini egemen kılmaktır.

“İdeolojilerin her türüne karşı...” diye nutuk atanlar da ya bilmiyorlar, ya yanlış biliyorlar veya bilgi bulanıklığı yara­tıyorlar. Sonal erek anlamında ya burjuva ideolojisi des­teklenir / uygulanır, ya da sosyalist...

“İdeoloji sahipleri...” diyerek karşı çıkanın da aslında bir ideolojisi olduğu artık net...

23 Kasım 2005

0 Yorumlar:

Yorum Gönder