Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Sanatsal Yaratışlar Üzerine 2

Sanatsal Yaratışlar Üzerine 2

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 10 Eylül 2017 Pazar Saat : Eylül 10, 2017


Uç noktada konuşacak olursak, sanat, burjuva sanatı ile proletarya sanatı olmak üzere iki farklı alana ayrılır. Burjuvazi kendi cephesinden sanatı yorumlarken, proletarya da kendi cephesinden yorumlar.

Burjuva sanat anlayışının günümüzde bile çok önemli etkilerinin bulunduğu önemli mimarlarından biri, aslında, "Eleştirel" de denilen idealist "Transandantal" felsefisinin kurucusu Alman filozof Immanuel Kant'dadır. Kant'a göre sanat "arı" olmak zorundadır ve bundan dolayı da "sanat, sanat içindir"! 18ci yüzyıl Alman romantizminin önemli temsilcilerinden ve Kant'ın ciddi derecede etkilediği yine Alman idealist filozof Friedrich Schelling, bu düşünceyi daha da geliştirdi. Bu akımın öncülerine ve izleyicilerine göre sanatın özü, herhangi bir toplumun ya da bir dönemin bilinmesinde, yorumlanmasında ve bu verilerin imgesel artistik ve estetik yollarla aktarılmasında yatmıyormuş. Çoğunluğu etik olan kavramların (iyi, güzel, çirkin, adil vb. vb) sonsuz ve mutlak statik ögelerini "nesnelliyormuş"! Tabi bu durum oluşurken sanatçının buna hiçbir katkısı olamazmış, çünkü sanatçı bunu "kendinde-şey" olarak yapıyormuş! Tüm toplumsal fenomenler sanatçıyı ilgilendirmediği için, onlar, halkın üstündeki "dahi"ler arasındaymış ve işte, tam da bu nedenden dolayı halkı hor görmek haklarına da sahipmiş! Sanatta, düşünce ve içerik belirginliklerinin diyalektik materyalist anlayış ile savunulması, uygulanması ve aktarılmasına karşı ileri sürülen bu idealist estetiksel ilkeye göre sanatın amacı, bizzat "kendisi olarak sanat"mış.

Biz sosyalist devrimcilere göre ise sanat, toplumsal bilinç ve insan yaşamı şahsında tüm doğa devinimini, daha öz deyişle tüm gerçekliği artistik imajlar halinde yansıtan ve tüm doğayı estetiksel biçimde kavrama, uygulama ve aktarma yöntemlerinin bir bütünü olan sosyal bilinç formudur. Tam da bundan dolayı, tüm bu uygulamalar diyalektik materyalist nitelikte olduğu içindir ki, sosyalist devrimci anlayış sanata katılan her tür "mistisizmi", "Tanrısal" zımbırtıları ve diğer "teolojik" saçmalıkları kökünden sökerek atar. Herhangi bir toplumun sosyal bilincini anlamakta kullanılan en etkili yöntemlerden biri, sanattır. Çünkü her sanat, belli bir sosyo-ekonomik formasyona ve sınıf anlayışına denk düşer.

Müzik sanatını ve bu sanatla ilgilenen iki örneği ele alalım:

Tarkan; estetikten uzak, deli saçması figürsüz "figür" davranışlarıyla sahnede "yakalarsam muckss muckss!" diyor. Mesela Tarkan'a, "Şarkı söylerken şu şu figürleri yaptınız. Bunun anlamı nedir?" diye sorsanız, muhtemelen, "Müziğin ritmiyle hareket ettim. Bir anlamı yok." diye cevap verecektir. Deli saçması o hareketlerin hiçbir anlamının olmaması, aslında bir yerde burjuva sanatının da bir anlamının olmaması (yani sadece ticari amaçla kullanılması, insanlara gelişimin iletken teli olamaması) son derece doğaldır. Bunun nedeni, olgulara insan / doğa açısından yaklaşmamasıdır.

İkinci örnek olarak Pınar Aydınlar'ı alalım: Söylediği tüm eserlerde insanlara bir şeyler veriyor, bir yerlere gönderme yapıyor, bir şeyler anlatıyor. Yetmezmiş gibi tüm sosyal olaylara karşı duyarlı davranıyor, kimi kez bir gazeteciden daha çok gazetecilik yapıyor, halkın sorunlarıyla ilgileniyor ve elinden geldiği kadar geliştirmeye, yardımcı olmaya çalışıyor.

Çünkü biz sosyalist devrimcilerin düşüncesine göre tüm edebiyatçılar, sanatçılar ve bilim insanları sadece çağının tanığı olmak zorunda değil, ayrıca çağının sanığı olabilmeyi de göğüslemek demektir.

14 Ekim 2015

0 Yorumlar:

Yorum Gönder