Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2015
» Sanatsal Yaratışlar Üzerine 1
Sanatsal Yaratışlar Üzerine 1
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 9 Eylül 2017 Cumartesi Saat : Eylül 09, 2017
İlkel Komünal Toplum'un son dönemlerinde ortaya çıkmaya başlayan "ayrıcalıklı olma" durumu, Köleci Toplum ile zirveye çıkarak tarihte ilk sınıflı toplumu oluşturur ve günümüze kadar uzanır. Binlerce yıl ile tanımlanan bu sınıflı toplum süreci, farklı sosyo-ekonomik formasyonlar dizisi ile kendini göstermeye ve toplumları belirlemeye devam ediyor. Komünizmin ön aşaması olan büyük ara geçiş formasyonu Sosyalist Toplum ile birlikte tarihte;
1) İlkel komünal Toplum;
2) Köleci Toplum;
3) Feodal Toplum;
4) Kapitalist (ve onun son üst aşaması olan Emperyalist) Toplum;
5) Sosyalist Toplum, ve;
6) Komünist Toplum olduğu net olarak anlaşıldığından, tüm toplumlar ve onların nesnel yaşam koşulları ile bu koşulların sağladığı sosyo-psikolojik etkiler, tam da kendine uygun toplumları oluştururken, doğanın diyalektiği gereği karşıtlarını da oluşturmak zorundadır. Farklı düşünceler de bu karşıtlıklar nedeniyle ortaya çıkar, keskinleşir ve belirli bir süre sonra da karşıtına dönüşür. Felsefede buna "Çelişki Yasası" denir ki, bu yasanın keşfinden sonra onu zirveye taşıyan, Başkan Mao'dur. Başkan Mao, "Sınıflı toplumda, herkes, belli bir sınıfın üyesi olarak yaşar ve her düşünce biçimi, istisnasız, bir sınıfın damgasını taşır." [1] der…
Her düşünce biçimimiz, (bilerek veya bilmeyerek) bir sınıfa hizmet ediyorsa (ki ediyor), bu durumda, (konumuz bağlamında) tüm sanat ürünleri de, pratikten aldığımız deneyimlerimizle, düşüncelerimizin birer ürünü olduğundan, bu ürünler de asla sınıflarüstü olmayıp, taşıdığımız (veya yansıtmak istediğimiz) düşüncelerimizin maddeleşmiş hallerinden başka bir şey değildir. Toplumumuzun manevi yaşamını oluşturan da, işte bu "maddeleşmiş hal"den başkası değildir. Örneğin, sanatın önemli organlarından biri olan "tipikleştirme", çok önceleri, sinkretistik [2] oluşturmada, Komünist Toplumun (görece ütopik) dünya kavrayışının bir biçimiydi ve buradan da anlaşılacağı gibi, günümdeki Marksist anlayış düzeyindeki bilinçli toplum analizinden uzaktı. Oysa toplumsal analizin bir aracı olarak "sanatta tipikleştirme" gerçekliğin, düşünsel / psikolojik yansıması olan "heyecan"ın bir yorumunu vermektedir ki, bu da, az önce sözünü ettiğim toplumsal çelişkilerin çocukları olarak doğarlar.
***
1) Mao Zedung, Teori ve Pratik, sf. 8
2) Senkretizm, Yunanca'daki "Üçüncü bir partiye karşı birlikte" hareketi ifade eden "Sunkrētizein" sözcüğünün "Sunkrētismos" sözcüğüne dönüşmesi; bu sözcüğün de Modern Latince'ye "Syncretismus" olarak geçmesi, Fransızca'nın da bu sözcüğü "Syncrétisme" olarak almasıyla Türkçe'ye "Senkretizm" olarak geçmiş, "uzun yolculuklu" sözcüklerden biridir. Anlamı, farlı kültürel yapıları birleştirmeye çabası olan bir felsefi sözcüktür.
03 Ekim 2015







0 Yorumlar:
Yorum Gönder