Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Parlamenter Mücadele

Parlamenter Mücadele

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 11 Eylül 2017 Pazartesi Saat : Eylül 11, 2017


Sınıflı toplumlarda, sömürücü egemen sınıfların iktidarlarının ve "demokrasilerinin" en ayırt edici özelliklerinden biri, kitlelerin yeterince bilince çıkaramadığı, ama sınıf bilinçli proletaryanın bilince çıkardığı "Ya beni seç, ya beni!" şeklinde özetleyebileceğim "seçme ve seçilme" sahtekârlığıdır. Her birkaç yılda bir yapılan bu aldatmaca, seçmenlere, devlet yönetiminde irade sahibi "oldukları" izleniminin dışında hiçbir şey vermediğini, veremeyeceğini anlatmak, tekrar anlatmak ve bir kez daha anlatmak durumundayız.

Konumuz seçimler (ve dolayısıyla siyasi partiler ve parlamento) olunca, bakışlarımız hemen öğretmenimiz Lenin'i arıyor; çünkü Lenin, Marksist zincirin ikinci ve gelişmiş halkası olarak birçok katkısının yanı sıra "Devlet" konusunda muazzam bir katkı sunmuş ve bizleri geliştirmiştir.

İlke olarak hiçbir mücadele biçimini reddetmediğimiz için, kuşkusuz parlamenter mücadeleyi de kapının önüne koymuyoruz. Ancak eylemlerin, strateji ve taktik olmak üzere ikili bir karaktere sahip olması, uygulayacağımız eylem biçiminin de önemini yansıtmaktadır. Türkiye gibi yarı-feodal ve komprador kapitalist bir ülkede mücadele biçiminin esas olarak illegal olduğunu Kaypakkaya yoldaş berrak bir şekilde saptamıştı. İkincil konumda olan legal mücadele, illegal mücadelenin destekçisi olarak bulunmaktadır.

Parlamenter mücadele biçimi, bu haliyle komünistlerin de programında olan bir mücadele biçimidir ancak ikincildir, hiçbir şekilde esas alınamaz. Bu konuda en berrak açılım, gözlerimizin aradığı Lenin yoldaştan gelmektedir:
 
"Bizim için önemli olan uzlaşmalar yoluyla Duma’da koltuk kapmak değil; aksine bu koltuklar, kitlelerin politik bilincini geliştirmeye, onları daha yüksek bir politik seviyeye  yükseltmeye, örgütlemeye, dar kafalı bir mutluluk uğruna değil, "sükûnet", "düzen" ve "barışçı (burjuva) mutluluk" uğruna değil, fakat mücadele için, emeğin bütün sömürü ve baskılardan kurtularak tamamen özgürleşmesi mücadelesine yarayacağından ve bunları gerçekleştireceği ölçüde önemlidir. Sadece bu amaç için sadece bu amaca ulaşmakta yardımcı olduğu ölçüde duma’daki koltuklar ve bütün seçim kampanyası bizim için önemlidir." (Lenin: Kitle İçinde Parti Çalışması, sf. 54 Ser Yayınevi)". (abç)

Günümüz Türkiye'sinde parlamenter mücadele biçiminin esas alınmasının hiçbir koşulu bulunmadığından ancak taktiksel olarak yaklaşabiliriz. Şu anda, TBMM'ndeki tüm milletvekilliklerini komünistler alsa bile, halkın yeterince örgütlü olmaması yüzünden aldıkları veya yaptıkları hiçbir karar ve yasa uygulanamayacaktır. Bunun önündeki engeller ülke içinde bulunan karşı devrimci güçler ile emperyalizm ve bağlaşıklarıdır. Yapılan tüm propagandalar ve uygulamalar halkın bilinçlendirilmesini hedeflemek yerine, bağışlanması en cömertçe yapılan öğütler ve uyduruk vaatlerdir.

Soru Şu: Bu parlamentodan, başta proletarya olmak üzere ezilen-sömürülen halkın çıkarları için sosyalist bir kürsü olarak yararlanabilecek miyiz?
Cevap: Hayır!
Öneri: Öyleyse illegal mücadeleye kararlılıkla devam etmeliyiz!

27 Ekim 2015

0 Yorumlar:

Yorum Gönder