Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2011
» Dil Nedir?
Dil Nedir?
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 20 Ağustos 2017 Pazar Saat : Ağustos 20, 2017
Kültür’ü oluşturan yüzlerce sosyal fenomenden biri olan dil, oluş(turul)ma, kullan(ıl)ma, geliş(tiril)me ve sonraki kuşaklara aktar(ıl)ma rotasını izler ama, oluşumundan sonra düşüncenin yasalarından farklı yasalara da bağlı olarak hareket ettiği için, belli bir bağımsızlık kazanır. Tam da bu nedenle kavram ile sözcük, yargı ile tümce arasında bir özdeşlik olamayacağı savı, doğru bir savdır. Nasıl ki düşünce maddenin beynimizdeki bir yansımasıysa, bilinç ile eşzamanlı olarak varlaşan ve birbirlerini karşılıklı etkileyerek gelişen dil de düşüncenin “maddesel yansıması” olarak sözcüklerle oluşur ve bu “ikili”, birbirlerine kopmaz bağlar ile bağlıdır ancak asla özdeş değildir.
Daha önceden gördüğümüz, ama şu an yanımızda olmayan bir tabloyu, örneğin “Mona Liza”yı evrendeki her şeyden soyutlamaya “çalışalım”: Yani tüm evren de yok, uzay da! Sadece “biz ve Mona Liza” varız! Bunu binlerce kere de denesek, o tabloyu her şeyden soyutlayarak beynimize “hapsedemeyeceğimizi” anlarız. Karşımızda bulunan gerçek bir tabloyu da hapsedemeyiz. İster o anda olmayan, ister karşımızda hazır bulunan bir tablo olsun zihnimize aldığımız an, eşzamanlı olarak bilinç devreye girerek tablo hakkında imge(sel) ve sözcük karışımı çok değişik zincirler oluşur. Bu oluşumu sağlayan, nesnel dünya ile şekillenen ve belli bir nitelik kazanan bilincimizin oto-hareketidir. Bu ve daha başka nedenler yüzünden dilin belli bir bağımsızlığı olur.
Sosyal bir fenomen olarak üretimin oluşumu ve gelişimi sürecinde ortaya çıkan, bu süreçle birlikte insanın çeşitli aktivitelerini de düzenleyen dil, "insan faaliyeti sırasında insanların birbirleriyle anlaşma ve iletişimlerini sağlayan ve fiziksel bir yapısı olan işaretler sistemi" olarak doğru bir şekilde tanımlanmaktadır. (Bkz: Materyalist Felsefe Sözlüğü)
Doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılan dilin doğal hali konuştuğumuz dil olurken, yapay hali ise örneğin müzikteki notalar, matematikteki rakamlar, tıp ve diğer bilimsel ve sanatsal alanlardaki değişik anlam ifade eden işaretler vb. gibi sembolik olanlardır.
Soyut düşüncenin en “somut” olarak varlaştığı bir fenomen olarak bilincimizin oluşumunda ve belirlenmesinde oldukça büyük öneme sahip olan dil, uluslaşma sürecinde ve sonrasında da “olmazsa olmaz” niteliğini korumaktadır; yani, bir sosyolojik birliğin ulus olabilmesi için kesinlikle olması gereken dört temel koşullardan biridir.(*)
"...insanların birbirleriyle anlaşma ve iletişimlerini sağlayan..." araç olarak dilin (bana göre) on büyük özelliği bulunmaktadır:
01) Fiziksel maddi yapısı olan işaretler sistemidir;
02) Doğal ve yapay olmak üzere iki çeşittir;
03) Sosyal bir fenomendir;
04) Sosyal üretimin gelişme sürecinde ortaya çıkmıştır ve bu sürecin ayrılmaz parçasıdır;
05) İnsan faaliyetlerini koordine eder;
06) Düşüncenin var olma formudur ve düşünceyi ifade eder;
07) Bilincin gelişmesinde ve oluşmasında önemli rol oynar;
08) Dil dışında bilinç var olamaz;
09) Fiziksel yapısı gereği belirttiği şeye göre itibari bir karakter taşıyan dil, zorunlu olarak bilincin içeriği tarafından sosyal olarak şartlandırılır;
10) Biriken bilginin tespit ve korunması ile kuşaktan kuşağa aktarım aracıdır.
------------------
(*) Herhangi bir sosyolojik topluluğun ulus olabilmesi için saptanan dört kuraldan biri olması nedeniyle ulus olma özelliklerini yeniden anımsayalım:
1. Dil birliği,
2. Toprak birliği,
3. İktisadi yaşantı birliği,
4. Ruhsal şekillenme birliğidir.
"İleri sürülen belirtilerden hiç birinin, tek başına alındığında, ulus kavramını belirlemeye yetmediğini vurgulamak gerekir. Dahası var: Bu belirtilerden sadece bir tanesi (bile) yoksa bir ulus, ulus olmaktan çıkar. (...) Ancak tüm belirtilerin varlığı bir ulus meydana getirir." (Stalin, Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu, sf 18.)
12 Şubat 2011







0 Yorumlar:
Yorum Gönder