Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Ankara İçin Müstahak Vaktidir

Ankara İçin Müstahak Vaktidir

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 12 Nisan 2017 Çarşamba Saat : Nisan 12, 2017



Yüce Hünkârımız(!) Birinci Erdoğan Han Hazretleri(!) buyurdular ki: “Her kes üç çocuk yapsın! Yüce Allah onların rızıklarını verir, korkmayın!”

Bakıyorum da, insanlıktan çıkan sadece birkaç bin asalağın dışında Allah kimseye öyle “rızık-mızık” vermediği gibi, zaten birçok surede yarattığı insanlar arasında ayrım yapıyor. Örneğin Zuhruf Suresinin 32ci ayetinde, “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.” diyerek açık açık söyledikten sonra bu “rızık” olayının hiç de söylenildiği gibi olmadığı anlaşılıyor:

Onlarca ayet, yüzlerce hadisten iki tanesini yazayım: Ta Ha Suresinin 131ci ayetinde, “Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”, derken Bakara Suresinin 155ci ayetinde olduğu gibi, “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”, diyerek aba altından sopa göstermektedir.

“Yemin” nedir, bir tanrı niye yemin eder? Bu ve benzeri sorular şu an konumuz olmadığından geçiyor ve yine ulular ulusu(!) Hünkârımız(!) Birinci Erdoğan Han Hazretleri’ne(!) dönüyorum: İzlemişsinizdir; Uludere’de devlet, açıkça katliam yapmıştır ve bunu da değişik sözlerle itiraf etmek zorunda kalmışlardır. Hele Sultanımızın(!), “Öldürmüşler, ben sonradan öğrendim.” demesi, hem de bunu televizyonlarda söylemesi tam bir saray şenliğiydi! Ayrıca irdelenmesi gereken bir konu olduğu için burayı da geçiyorum ve son bir-iki haftanın “Trending Topic”i olan “Kürtaj”a geliyorum; oradan da İ… Melih Gökçek’e geleceğim.

“Kürtaj bir cinayettir, karşı çıkıyorum; sezaryene de karşı çıkıyorum!” diyen Hünkâr Hazretleri(!) hızını alamamış olacak ki, iki günden beri televizyonlarda “Her kürtaj, bir Uludere’dir!” diyor ve Uludere’nin bir katliam olduğunu da bir kez daha açıkça ilan etmiş oluyor. Bu durumda katilleri de açıklamak ve (hani hukuk devletisiniz ya”(!), yargılamalısınız deyip bu itirafı, gözleri, kulakları ve beyinleri dumura uğramışlara “ithaf” ederek İ… Melih Gökçek’e geliyorum: Bir sosyal paylaşım sitesi olan “Twitter”da adı geçen unsur, kendisine karşı çıkan bir bayana aynen şöyle diyor: “Sen çok mu kürtaj yaptırdın? Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?”

Yazımın başlığı olan, “Ankara İçin Müstahak Vaktidir”i gerici AKP iktidarına bakarak “Türkiye İçin Müstahak Vaktidir” ile değiştirmek isteyen çıkabilir. Saygı duyarım ama devlet, tepeden tırnağa tüm kurum ve kuruluşları ve İ… Melih gibi beslemeleriyle bedenimiz şahsında namusumuza, onurumuza bir “Haçlı Seferi” düzenliyor.

“Durun!” dememiz gerekmiyor mu?

Diyenlere selam…

27 Mayıs 2012

0 Yorumlar:

Yorum Gönder