Küfür, karşımızdakini aşağılamak veya tahrik etmek amacıyla kullanılan “kötü” sözlerdir.
Cinsel içerikli küfürler, toplumumuzda “zenginliğinden dolayı” birinci sırayı almaktadır. Öyle ki, kimi zaman hızımızı alamayıp karşımızdakinin tüm sülalesini de işin içine katabiliyoruz.
Erkek, karşısındaki erkeğe “Senin bacını ...!” diyor, yok eğer karşısındaki bayansa bu defa “Seni ...!” diyerek giriş yapıyor. Anaerkil toplumda küfür var mıydı, ya da varsa nasıl küfür ediyorlardı, bilmiyorum. Çünkü okuduklarım arasında küfüre rastlamadım. Herhalde bir bayan karşısındaki erkeği aşağılamak için “Sana becerilirim!” dememiştir hiçbir zaman.
Cinsel içerikli küfürlerin başta bu küfürü kullanan kişi olmak üzere kadınları aşağıladığını bilelim. Son derece doğal bir eylemi aşağılık olarak görmek ve kullanmak, aslında kullanan kişinin zavallılığını gösterir.
Kullandığımız küfürler arasında ikinci sırada ise, birincisinin “yetersiz” kaldığı durumlarda başvurduğumuz orman sakinleri var: Hayvan, it, eşşoğlu eşşek, domuz, ayı, yılan, vb. vb. Oysa bizim o hayvanların çoğundan çoğu kez daha “hayvan” olduğumuzu aklımıza bile getirmeyiz!
Üçüncü sırada ise kendimize “toz kondurmadan”, çapımıza bakmadan karşımızdaki kişinin psikolojik yapısına yöneliriz: Gerzek, aptal, salak, geri zekâlı, sadist, vb. vb. elli ton laf sayarız. Öyle ya, küfürlerimiz sadece cinsellik ve zoolojiyi içermemelidir, buna psikolojiyi de eklememiz gerekir ki hem “zenginleşsin” hem de “bilimsel” bir zemine otursun!
Acaba küfür etmemeyi denesek ne kaybederiz? Ya da ne kazanırız?
En iyisi küfüre maruz kalmadın makalemi kapatayım.
14 Haziran 2007






0 Yorumlar:
Yorum Gönder