Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » İncil: Yaratılış 1

İncil: Yaratılış 1

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 7 Aralık 2014 Pazar Saat : Aralık 07, 2014

Dinler, “bağlı bulundukları” Tanrı(ları) –olumlu an­lamda- abartmakta sınır tanımazlar. Her zaman her türlü “en”lerin “en iyisi”dirler: En büyük bağışlayan­dır, en büyük kudret sahibidir falan... Dahası, inanırlar, Tanrıları bu “en”lerle de sınırlamazlar; O’nun her türlü gücünün ve melekesinin sınırsızlığını da iddia ederler.

Aslında dinleri incelediğimiz zaman karşımıza değil ki böyle bir varlık, böyle bir varlığın mikro boyutunun bile çıktığını göremeyiz. Hiçbir ilahiyatçı şu ana kadar Tanrılara yakıştırılan bu olumlu “en”ler ve sınırsızlık­lar hakkında hiçbir kısıtlayıcı engel görmezler. Bir an­lamıyla “atış serbest”tir! Ne var ki, bu söylemlere de­vam eder dururuz ama buna karşın Tanrıya yönelik en küçük bir eleştiri bile kıyametin kopmasına neden ola­bilmektedir.

İnanırlar, tanrıların reaksiyonlarının insani olduğunu hiçbir zaman göremezler. İslamiyet’te olduğu gibi Hı­ristiyanlıkta da Tanrı, insani reaksiyonlar göstermekte­dir.

Aşağıda okuyacağınız İncil’in “Yaratılış” bölümünün birinci kısmıdır. Maddeler tek tek okurken her şeyi bi­len, gören, işiten; ve kısaca “Ol!” dediği zaman olan bir tanrıyı düşünerek okuyun lütfen diyerek ve (şimdi­lik) yorum yapmayarak sizlere sunuyorum.


1) Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.

2) Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlık­larla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgala­nıyordu.

3) Tanrı, "Işık olsun" diye buyurdu ve ışık oldu.

4) Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.

5) Işığa "Gündüz", karanlığa "Gece" adını verdi. Ak­şam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

6) Tanrı, "Suların ortasında bir kubbe olsun, suları bir­birinden ayırsın" diye buyurdu.

7) Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.

8) Kubbeye "Gök" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

9) Tanrı, "Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün" diye buyurdu ve öyle oldu.

10) Kuru alana "Kara", toplanan sulara "Deniz" adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

11) Tanrı, "Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üret­sin" diye buyurdu ve öyle oldu.

12) Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

13) Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.

14) Tanrı şöyle buyurdu: "Gök kubbede gündüzü gece­den ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin." Ve öyle oldu.

15)

16) Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı.

17) Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye ege­men olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gök kubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

18)

19) Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.

20) Tanrı, "Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryü­zünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun" diye buyurdu.

21) Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi ol­duğunu gördü.

22) Tanrı, "Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın" diyerek onları kutsadı.

23) Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.

24) Tanrı, "Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin" diye buyurdu. Ve öyle oldu.

25) Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sü­rüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

26) Tanrı, "İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım" dedi, "Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun."

27) Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.

28) Onları kutsayarak, "Verimli olun, çoğalın" dedi, "Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun.

29) İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyo­rum. Bunlar size yiyecek olacak.

30) Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum." Ve öyle oldu.

31) Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi oldu­ğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.


Dipnot=1:24 "Sürüngen": İbranice sözcük fare, böcek gibi öteki kara hayvanlarını da kapsıyor.


20 Eylül 2007

0 Yorumlar:

Yorum Gönder