Neler ifade etmiyor ki!
Tepeden tırnağa bir yaşamdır 1 Mayıs... Yiğitliği, korkaklığı, ihaneti, güzelliği, çirkinliği... Her şeyi kapsıyor. Bu yüzden tepeden tırnağa bir yaşamdır 1 Mayıs! Bu yüzden dünya işçi sınıfının “Birlik, Dayanışma ve Mücadele” günüdür 1 Mayıs!
1789 Fransız Devrimi, sınıf mücadelesi anlamında önemli virajlardan biridir. Feodal derebeyliğin yıkılışıyla ortaya çıkan kapitalist sistem, milyonlarca işçiye, köylüye, esnafa “özgürlük, barış, vb. vb.” vaat ediyordu. Ama iktidara gelen burjuvazi, her zaman olduğu ve olacağı gibi sözünü tutmamış, kimi önemli toprak sahipleriyle birlikte özgürlük isteyenlere darağacı ve zindanları vermiştir. Çalışanlar ise günde 15 saat çalışmak zorunda bırakıldılar.
Sanayiinin ilerlediği Fransa ve İngiltere’nin 19.cu yy ortalarındaki görüntü, genel olarak böyleydi. Ama yine aynı dönemlerde bu durum sadece Avrupa için geçerli değildi, Amerika’da da benzer durumlar vardı. Üretimin artırılması için yeni makineler üretilmekte, böylece zorunlu olarak işsizlik büyürken, çalışma koşulları ve ücretleri de gittikçe ağırlaşıyordu.
1874 yılında Amerika’nın dört eyaletinde büyük kapitalistler işçi ücretlerini düşürünce, işçiler kararlı bir direnişe geçtiler. Atlı polislerce şiddet kullanılarak dağıtılan işçilerin yüzlercesi de tutuklandı. Ama durduramadılar. Direnişler direnişleri izledi; yüz binlerce insan sokağa dökülüyordu, ok yaydan çıkmıştı.3 yıl sonra, 1877 yılında işçi sınıfının uyanışına da büyük katkısı olan demiryolları grevi başlamıştı. İvme kazanan haklı harekete bir haklı istek daha ekleniyordu: 8 Saatlik İşgünü!
Direnişlerin gittikçe büyüyerek kitleselleşmesi karşısında ürken burjuvazi, ayyaş serseri takımını işçilere karşı silahlandırdı. Profesyonel ajanlar ve provokatörler de işçilerin arasına sokuldu. Bu ajanlardan birinin polise ateş açmasıyla tüm güvenlik birimleri işçilere saldırdı. Chicago eyaletinde kan, nehir gibi akıyordu. Fakat işçiler her tür provokasyon ve şiddete rağmen yılmadılar, onurlu mücadelelerine devam ettiler. Dört sendika lideri ağır işkencelerden geçirilip tutuklanırken bir başka dört işçi önderi ise darağacına gönderildi.
İşte bu dört yiğit işçi önderinin mahkemedeki sözlerinden kesitler:
August Spies: “Bu mahkemede konuşurken ben bir sınıfın temsilcisi olarak, diğer sınıfların temsilcilerine karşı konuşmaktayım. Bizleri asmakla işçi sınıfı hareketini ortadan kaldıracağınızı sanıyorsanız – öyle bir hareket ki arkasında milyonlar yürüyor, ihtiyaç ve yoksulluk içinde kurtuluş ümit eden milyonlarca emekçi- eğer böyle düşünüyorsanız asın bizi! O zaman bir kıvılcımın üstüne varmış olursunuz, alevler orada, burada, arkanızda, önünüzde, her yerde fışkırır. O bir yer altı yangınıdır. Siz onu söndüremezsiniz”
George Engel: “Hakları yalnız imtiyazlı sınıflara göre ayarlayan ve işçilere hiç hak tanımayan hükümete karşı kim saygı duyabilir? Böyle bir hükümete saygım yok benim!”
Albert Persons: “...Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, sosyalist olduğumdan dolayı asılacağım. Geçmişte öğretmiş, söylemiş ve yazmış olduğum şeyler yüzünden asılacağım. Haymerk’e bomba attığımdan değil, İllionis halkı kendisini gönüllü olarak yetkililerine sunmuş bir suçsuzun asılması karşısında susmayı göze alırsa, ben de savunduğum fikirler ve davam uğruna asılmayı göze alabilirim.”
Adolpf Fisher: “Ölüme mahkûm edilmemi protesto ediyorum. Çünkü cinayet işlemedim. Ancak, sosyalist olduğum için asılacaksam bir sözüm yok...”
1890’lı yıllar giderek daha çok siyasallaşmaya tanıklık ediyordu. Seçme ve seçilme hakkı, genel oy, 8 saatlik iş günü gibi tamamen haklı istekler ekleniyor ve yaygınlaşıyordu. 1891 yılında Belçika’daki yürüyüşe 300 bine yakın emekçi katıldı. Ve bu hareket ile hükümet, erkekler için genel oy hakkı tanıdı. Bu hareket, artık Avrupa’da da yaygınlaşmaya başladı.
1889’da toplanan 2ci Enternasyonal’in 1ci Kongresi, Amerikan işçi sınıfının yükselttiği bu şanlı mücadeleyi dünya ülkelerine yaymak üzere 1 Mayıs 1890’da uluslar arası ortak bir gösteri yapmayı tasarladı. 1 günlük iş bırakmalarla birçok ülkede aynı anda yapılan gösteriler büyük yankı uyandırınca, 1891’de toplanan 2ci Enternasyonal’in 2ci Kongresinde aynı gösterilerin her sene aynı gün tekrarlanmasını kabul ederek bu onurlu mücadeleyi gelenekselleştirdi.
1 Mayıs böyle kanla doğdu, kanla devam ediyor!
Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk işçi sınıfı mücadelesinin örneği, esas olarak 1820 yılında yapılan demiryolları yapım işçileriyle yük hamallarının yaptıkları ekonomik mücadeledir. Bunun nedeni, Osmanlı İmparatorluğu’nun endüstriyel anlamda kayda değer bir veriye sahip olamamasındandır (Bu olmadığı anlamında değil, çok zayıf bir endüstriye sahip olması anlamındadır, gelişkin değildir). Bunu 1872 yılında Kasımpaşa tersane işçilerinin (600 işçi) gerçekleştirdiği grev izledi. İşçiler işi bırakınca padişah kabul eder. 1909 yılına kadar böyle kimi eylemler olur. Üsküp’te bir grup Bulgar, Türk ve Sırp işçiler ellerinde kızıl bayrakla yürürler.
Türkiye
Cumhuriyetin ilanından sonra değişen çok şey olmadı. Faşist diktatörlük, 1 Mayıs’ı bahane ederek “İstanbul Milletlerarası İşçi Birliği”ni kapattı, birçok işçi önderini tutukladı. 1925 yılında ise bu önemli günün içeriği yine burjuvazi tarafından “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak adlandırılıp yozlaştırılmaya çalışıldı. Kemalist faşist diktatörlüğün her türden emeğe yönelik saldırıları TKP’nin kurucu ve önderlerini, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını tuzağa düşürerek katletmesiyle zirveye çıktı ve 1928’den sonra önemli bir sessizliği getirdi.
Sonraki süreçlerde çoğunlukla sessiz olan dönem, 1976 yılında DİSK tarafından düzenlenen 1 Mayıs’ın kana bulanmasıyla yine hareketlenmeler oldu. Gösteriden sonra sessizlik içinde son verilip dağıldıktan sonra MİT tarafından kaçırılan Partizan aktivisti Mehmet Kocadağ, boğazı kesilerek katledildi.
1977 Mayıs’ı ise daha büyük bir katliama neden oldu; bilinen güçlerin ateş açmasıyla yine kan aktı... 37 insan katledildi.
Sonraki 1 Mayıs direnişlerinde de kan aktı. Burjuvazi, kana doymuyordu. Kısaca 1 Mayıs bu; işte bu nedenlerden dolayı bu onurlu gün işçi sınıfının “Birlik, dayanışma ve mücadele günü”dür.
Şan olsun 1 Mayıs’ı yaratanlara!
1 Mayıs Marşı
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor
Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider
30 Nisan 2005







0 Yorumlar:
Yorum Gönder