Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » 1 Mayıs

1 Mayıs

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 30 Nisan 2005 Cumartesi Saat : Nisan 30, 2005


Neler ifade etmiyor ki!

Tepeden tırnağa bir yaşamdır 1 Mayıs... Yiğitliği, korkak­lığı, ihaneti, güzelliği, çirkinliği... Her şeyi kapsıyor. Bu yüzden tepeden tırnağa bir yaşamdır 1 Mayıs! Bu yüzden dünya işçi sınıfının “Birlik, Dayanışma ve Mücadele” gü­nüdür 1 Mayıs!

1789 Fransız Devrimi, sınıf mücadelesi anlamında önemli virajlardan biridir. Feodal dere­beyliğin yıkılışıyla ortaya çıkan kapitalist sistem, milyonlarca işçiye, köylüye, esnafa “öz­gürlük, barış, vb. vb.” vaat ediyordu. Ama iktidara ge­len burjuvazi, her zaman olduğu ve olacağı gibi sözünü tutmamış, kimi önemli toprak sahipleriyle birlikte özgürlük isteyenlere darağacı ve zindanları vermiştir. Çalışanlar ise günde 15 saat çalışmak zorunda bırakıldı­lar.
 
Sanayiinin ilerlediği Fransa ve İngiltere’nin 19.cu yy orta­larındaki görüntü, genel olarak böyleydi. Ama yine aynı dönemlerde bu durum sadece Avrupa için geçerli değildi, Ame­rika’da da benzer durumlar vardı. Üretimin artırılması için yeni makineler üretilmekte, böylece zorunlu olarak işsizlik büyürken, çalışma koşulları ve ücretleri de gittikçe ağırlaşı­yordu.
 
1874 yılında Amerika’nın dört eyaletinde büyük kapita­listler işçi ücretlerini düşürünce, iş­çiler kararlı bir direnişe geçtiler. Atlı polislerce şiddet kullanılarak dağıtılan işçile­rin yüzler­cesi de tutuklandı. Ama durduramadılar. Direniş­ler direnişleri izledi; yüz binlerce insan sokağa dökülü­yordu, ok yaydan çıkmıştı.3 yıl sonra, 1877 yılında işçi sı­nıfının uyanışına da büyük katkısı olan demiryolları grevi başlamıştı. İvme kazanan haklı harekete bir haklı istek daha ekleniyordu: 8 Saatlik İşgünü!

Direnişlerin gittikçe büyüyerek kitleselleşmesi karşısında ürken burjuvazi, ayyaş serseri ta­kımını işçilere karşı silah­landırdı. Profesyonel ajanlar ve provokatörler de işçilerin arasına sokuldu. Bu ajanlardan birinin polise ateş açmasıyla tüm güvenlik birimleri işçilere saldırdı. Chicago eyaletinde kan, nehir gibi akıyordu. Fakat işçiler her tür provokasyon ve şiddete rağmen yılmadılar, onurlu mücadelelerine de­vam ettiler. Dört sendika lideri ağır işkence­lerden geçirilip tutuklanırken bir başka dört işçi önderi ise darağacına gön­derildi.



İşte bu dört yiğit işçi önderinin mahkemedeki sözlerinden kesitler:

August Spies:  “Bu mahkemede konuşurken ben bir sınıfın temsil­cisi olarak, diğer sınıfların tem­sil­cilerine karşı konuşmak­tayım. Bizleri as­makla işçi sınıfı hare­ketini ortadan kaldıra­cağınızı sanıyorsanız – öyle bir hareket ki arkasın­da milyonlar yürüyor, ihtiyaç ve yok­sulluk içinde kurtuluş ümit eden milyon­larca emekçi- eğer böyle düşünüyorsanız asın bizi! O zaman bir kıvılcımın üstüne varmış olursu­nuz, alevler orada, burada, arkanızda, önü­nüzde, her yerde fış­kırır. O bir yer altı yangı­nıdır. Siz onu söndüremezsiniz”

George Engel: “Hakları yalnız imtiyazlı sınıflara göre ayarlayan ve işçilere hiç hak tanımayan hü­kümete karşı kim saygı du­yabilir? Böyle bir hükümete saygım yok benim!”

Albert Persons: “...Eğer asılırsam cani olduğum­dan değil, sosya­list olduğumdan dolayı ası­lacağım. Geçmişte öğretmiş, söylemiş ve yaz­mış olduğum şeyler yüzünden asılaca­ğım. Haymerk’e bomba attığımdan değil, İllionis halkı kendisini gönüllü olarak yet­kililerine sunmuş bir suç­suzun asılması karşısında susmayı göze alırsa, ben de savunduğum fi­kirler ve davam uğ­runa asıl­mayı göze alabilirim.”

Adolpf Fisher: “Ölüme mahkûm edilmemi pro­testo ediyorum. Çünkü cinayet iş­lemedim. Ancak, sosyalist olduğum için asılacaksam bir sö­züm yok...”

1890’lı yıllar giderek daha çok siyasallaş­maya tanıklık edi­yordu. Seçme ve seçilme hakkı, genel oy, 8 saatlik iş günü gibi tamamen haklı is­tekler ekle­niyor ve yaygınlaşıyordu. 1891 yılında Bel­çika’daki yürüyüşe 300 bine ya­kın emekçi katıldı. Ve bu hareket ile hükümet, erkekler için genel oy hakkı tanıdı. Bu hareket,  artık Avrupa’da da yaygınlaş­maya başladı.

1889’da toplanan 2ci Enternasyonal’in 1ci Kongresi, Ame­rikan işçi sınıfının yükselttiği bu şanlı mücadeleyi dünya ülkelerine yaymak üzere 1 Mayıs 1890’da uluslar arası or­tak bir gösteri yapmayı tasarladı. 1 günlük iş bırakmalarla birçok ülkede aynı anda yapılan göste­riler büyük yankı uyandırınca, 1891’de toplanan 2ci Enternasyonal’in 2ci Kongresinde aynı gösterilerin her sene aynı gün tekrarlan­masını kabul ederek bu onurlu mücadeleyi gelenek­selleş­tirdi.

1 Mayıs böyle kanla doğdu, kanla devam ediyor!

Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk işçi sınıfı mücadelesinin örneği, esas olarak 1820 yılında yapılan demiryolları yapım işçileriyle yük hamallarının yaptıkları ekonomik mücadele­dir. Bunun nedeni, Osmanlı İmparatorluğu’nun endüstriyel anlamda kayda değer bir veriye sa­hip olamamasındandır (Bu olmadığı anlamında değil, çok zayıf bir endüstriye sa­hip olması anlamındadır, gelişkin değildir). Bunu 1872 yı­lında Kasımpaşa tersane işçilerinin (600 işçi) gerçekleştir­diği grev izledi. İşçiler işi bırakınca padişah kabul eder. 1909 yılına kadar böyle kimi eylemler olur. Üsküp’te bir grup Bulgar, Türk ve Sırp işçiler ellerinde kızıl bayrakla yürürler. 

Türkiye 

Cumhuriyetin ilanından sonra değişen çok şey ol­madı. Fa­şist diktatörlük, 1 Ma­yıs’ı bahane ederek “İstanbul Millet­lerarası İşçi Birliği”ni kapattı, birçok işçi önderini tutuk­ladı. 1925 yılında ise bu önemli günün içeriği yine burju­vazi tarafından “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak adlandı­rılıp yozlaştırılmaya çalışıldı. Kemalist faşist dikta­törlüğün her türden emeğe yönelik saldırıları TKP’nin ku­rucu ve önderle­rini, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını tuzağa dü­şürerek katletmesiyle zirveye çıktı ve 1928’den sonra önemli bir sessizliği getirdi.  
     
Sonraki süreçlerde çoğunlukla sessiz olan dönem, 1976 yılında DİSK tara­fından düzenlenen 1 Mayıs’ın kana bu­lanmasıyla yine hareketlenmeler oldu. Gösteriden sonra sessizlik içinde son verilip dağıldıktan sonra MİT tarafın­dan kaçırılan Partizan aktivisti Mehmet Kocadağ, boğazı kesilerek katledildi.

1977 Mayıs’ı ise daha büyük bir kat­liama neden oldu; bili­nen güçlerin ateş açmasıyla yine kan aktı... 37 insan katle­dildi.

Sonraki 1 Mayıs direnişlerinde de kan aktı. Burjuvazi, kana doy­muyordu. Kısaca 1 Mayıs bu; işte bu nedenlerden do­layı bu onurlu gün işçi sınıfının “Birlik, daya­nışma ve mü­cadele günü”dür.

Şan olsun 1 Mayıs’ı yaratanlara!


1 Mayıs Marşı

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider


30 Nisan 2005

 

0 Yorumlar:

Yorum Gönder