Emperyalizm ve her renkten bağlaşıkları, iktidarda oldukları ülkelerin büyük çoğunluğunda burjuva demokrasisinin (kaçınamadığı zorunluluklardan biri olarak) "Seçme ve Seçilme Hakkı" oyununu hala büyük bir başarıyla uygulamaktadır. İşin özünde "Ya beni seç, ya beni!" dayatması olduğu halde, değişik yöntemlerle "seçmenlerin" beyinleri dumura uğratılmakta, yarattıkları algı operasyonlarıyla halka "Bakın, bizi siz seçiyorsunuz!" düşüncesini oluşturmakta ve böylece yapılacak tüm olumsuzluklara halkı da ortak ederek bir taşla onlarca kuşu vurabilmekteler.
Tarihin hiçbir döneminde sömürücü sınıflar, iktidarlarını langır-lungur nitelikteki "Ya beni seç, ya beni!" şeklindeki özgür(!) seçimlerle emekçi kitlelere vermediği gibi, bundan böyle de vermeyecektir.
Bana kimse Allende örneğini vermeye kalkmasın!
Günümüzdeki tüm seçimler, emekçileri kimin ezeceğine, kimin sömüreceğine karar verilmesinden başka bir şey değildir. Kimin devlet gücünü kullanarak katliam yapacağı veya katliamlara neden olacağı seçimidir. Soru şu: Bizi Tayyip'in mi yoksa Murtaza Efendi'nin katledeceğini mi seçmek, yoksa katliamlara ve sömürülere dur mu demek?
Tayyip yerine bir başkasının katletmesine ve köle pazarlarında haraç-mezat satılmanıza karar verecekseniz, buyurun; seçimler geliyor, gidin oyunuzu verin ve başınızda hem de kendi ellerinizle sallayacağınız Demokles'in Kılıcı'nı seçin.
Bu, katliam demokrasisidir! Tıpkı bugün Ankara'da gerçekleştirilen gibi...
Yok eğer dil, din, ırk, coğrafya, renk gibi faşizmin aracı olarak kullanılan ayrımları yapmadan, başta tüm emekçi insanlar olmak üzere tüm insanlığın kurtulmasını istiyorsanız, yapılması gereken, burjuvaziyi parlamentosuyla birlikte üstüne sifonu çekerek hak ettiği yere göndermektir, ki, bu da faşizme karşı silahlı mücadele ile olur.
Bunun adı, Demokratik Halk Devrimidir!
Yıllar önce Emekçi, güzel söylemişti.
Dinleyin.
11 Ekim 2015







0 Yorumlar:
Yorum Gönder