Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2016
» Bombalara Etnik Açıdan Sevinmek
Bombalara Etnik Açıdan Sevinmek
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 9 Haziran 2016 Perşembe Saat : Haziran 09, 2016
Türkiye Kürdistanı'nda yıllardan beri kimi zaman dozu yükseltilerek kimi zaman dozu azaltılarak da olsa, devlet sistemli bir baskı uyguluyor ve bu baskılar gerek ülke içinde ve gerekse ülke dışında değişik eylemlerle protesto edilerek karşı çıkılıyor. Yeterli bir karşı çıkış yapabiliyor muyuz? Maalesef ki bu sorunun cevabı "Hayır!"dır.
Sivillere yönelik katliamların hiç, ama hiçbir savunulacak tarafı yoktur; sevinenler, karşı devrimci güruhtur. Türk faşistler bu katliamlara alkış tutmakta, hatta tescilli ajan ve katil olan iktidarın kıç koruyucusu Devlet Bahçeli gibileri, "Taş üstünde taş, gövde üstünde baş olmasın!" diyerek soykırımı açıktan savunmuş ve iktidara önermiştir. Bunlar kandan beslendikleri için kanın her zaman akmasını ister ve bu yönüyle de bir "anlaşılır" yan olabilmektedir.
Ancak, bir de kendilerinin "devrimci-yurtsever" (yurtsever de ne demekse!) olduklarını iddia eden bir Kürt kitle var ki, tüm gıdalarını Türkiye Devrimci Hareketlerine kustukları inkârcılıktan almaktadır. Türkiye Kürdistanı'nda gerçekleştirilen tüm katliamlara güçlerince karşı koymalarına rağmen tiksindirici bir şekilde görmezden gelmekte ve ahlaksızca devrimci-sosyalistlere saldırmaktadırlar. Faşist diktatörlük tarafından katledilen bir çocuğumuzun resmini koyup, "Ses etmenize gerek yok, çünkü bu çocuk Kürt", "Türkler, neredesiniz?" gibi çirkefçe inkâr edenler, İstanbul'da, Ankara'da ya da bir başka Türk bölgesinde cinayet şebekeleri tarafından canlı bombalara yaptırılan katliamlara açıkça sevinebilmekteler. Devrimciliği sadece kendilerine yardım ve yine kendileriyle kayıtsız-koşulsuz bütünleşmek sanan bu kirliler topluluğuna söylenecek pek söz yok.
Biz sosyalist devrimciler, insanların inancıyla, etnik veya coğrafi kimliğiyle ilgilenmediğimizi; bizi ilgilendirenin faşist diktatörlükten yana mı yoksa karşı olduğu mu olduğunu bilmiyor olamazlar. Buna rağmen yaptıklarına göre bunlardan hiçbir koşulda dost olunamayacağını, yüzlerce pratikte olduğu gibi hemen satabileceklerini, çünkü genlerini ezilmişlikten gelen bir sapıklıkla sınıf mücadelesi yerine etnik isim mücadelesini (ki, bu da kıytırık bir otonomi olmaktan öteye de gidemiyor) esas almaları ve sütunlarını da rezilce inkârcılık ile dikmeleri en açık kanıttır.
09 Haziran 2016







0 Yorumlar:
Yorum Gönder