Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Ya Siz

Ya Siz

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 13 Ağustos 2005 Cumartesi Saat : Ağustos 13, 2005

Eskiden Japonların bir idam yöntemi varmış... İdam edilecek mahkûma, idam kararından hemen sonra sorarlarmış:

-En sevdiğin yemek nedir?

İdam mahkumu da sevdiği yemeğin ismini söyleyince, günde üç öğün; sabah, öğle ve akşam (diyelim ki) kuru fasulye verirlermiş. Öykü bu ya hani, aynı besinleri aldığı ve vücudu da “mekanikleştirdiği için” (yine diyelim ki) en fazla üç sonra kalp krizi geçirirmiş aynı yemek ve mahkûm böyle ölürmüş...

Derken günün birinde bir caniyi yakalıyorlar. Bilmem ne kadar insanı sırf zevk için öldürmüş, asmış kesmiş bir cani! Mahkeme sonucu idama mahkûm ediliyor ve hemen soruyorlar:

-En sevdiğin yemek nedir?
-Baş!
-Baş mı? Ne başı?!
-Ne başı olursa... İnek, öküz, domuz.. Yenildiği zaman doyuracak kadar büyük bir hayvanın başı...
-İnek başı olur mu?
-Olur.

Günde üç öğün baş veriliyor bu mahkuma.. Normalde (hani üç ayda) kriz geçirip ölmesi gerekirken adam çivi gibi! Çok sağlıklı! Dört, baş, altı ay...  Hayır, adam ölmüyor! Üstelik çok sağlıklı!

Merak ediyorlar. Bilim insanları alıyorlar bunu, götürüyorlar tam teşekküllü bir hastaneye.. Bir güzel inceliyorlar, analizler yapıyorlar falan ama... Yok! Her şey normal ve adam ölmüyor! “Belki bizim anlayamadığımız özel bir yapısı vardır. Bir iki ay içinde kendiliğinden ölür” diyerek geri hapishaneye getiriyorlar.

Yine aynı yemek, yine zaman geçiyor ama adam yine sağlıklı!
Soruyorlar adama:

-Sen normal olarak aylar önce ölmen gerekirdi, ama bir senedir yaşıyorsun ve sağlıklısın. Özel bir sırrın mı var?
-Tabi.
-Nedir?
-Söylemem.
-Şartın ne?
-İmparatora söyleyin. Beni serbest bıraksın, söyleyeyim. Ama imzalı belge isterim, diyor.

İmparatora gidiyorlar, durumu anlatıyorlar ve şaşıran imparator “Tamam” diyerek belgeyi imzalıyor. Geliyorlar geriye ve adama veriyorlar belgeyi:

-İşte yüce İmparatorumuz senin serbestliğini onayladı. Şimdi söyle bakalım, senin sırrın ne?!

-Sırrım çok basit bir bilimsellik içeriyor. Başta birçok değişik organ var ve her organ farklı enzimler, proteinler, vitaminler, vb. vb. içermektedir. Ben sıraya koydum: Birinci gün sadece gözlerini yedim, ikinci gün sadece dilini yedim, üçüncü gün sadece kulağını yedim, dördüncü gün sadece yanağını yedim, beşinci gün sadece beynini yedim. Böylece her gün değişik besin aldım. Oysa ben bu hayvanın başını olduğu gibi yeseydim, vücut onları “mekanik olarak” otomatik kabul edecek, aynı diğer yiyeceklerin durumuna düşecek ve kalp kriziyle ölecektim. Örneğin hayvanın burnunu sevmesem de yedim. Böylece tamamen değişik besinler yediğim için ölmedim. Bu zenginliktir beni yaşatan, der...

Ben yaşamımı böyle zenginleştiriyorum.

Ya siz?

13 Ağustos 2005

0 Yorumlar:

Yorum Gönder