Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Tarihteki İlk Darbe

Tarihteki İlk Darbe

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 18 Ağustos 2017 Cuma Saat : Ağustos 18, 2017



Darbelere 2600 yıl önce rastlandı.

M.Ö 700 yıllarında eski Yunan’da asillerin yüzyıllar boyu süren egemenliği sona erdi. Denizyolları keşfedilmiş,ülkeler arası ticaret başlamıştı. Ticaret yoluyla gelen servet, ülkenin sosyal ve siyasal düzenini değiştirecekti…

İktidarı elinde tutan asiller, iş ve ticaret alanında birden etkin olanları yadırgadılar. Atina, iki büyük kampa ayrıldı. Toprağa bağlı kalanlarla, denizlere açılanlar arasında başlayan kavgalar darbelere yol açtı. İrili ufaklı darbeler işte böyle başladı.

Yöntem ise basitti: Birkaç tahrikçi öne geçer, bir kısım halkı ayaklandırır, elde mızraklarla önemli kişilerin evleri basılır, darbe yapanlara karşı olanlar ya öldürülür ya da kent dışına sürülürdü. Darbe birkaç saat içinde tamamlanır ve "iktidar el değiştirirdi."

Bir gün beklenmedik bir olayla karşılaşıldı. Darbelerin günlük işlerden olduğunu gören halk, bu kez lidersiz bir ayaklanma başlattı. Değişik parti yöneticileri tehlikeyi gördüler ve hepsini süpürecek bir ihtilalle karşılaştıklarını anladılar.

İhtilali geçiştirmek için bir "hakem" aradılar. Hakem, hiç bir sınıfın adamı olmayacaktı. Adı Solon'du. Ünlü yasalarını yaptı, karşı karşıya gelenlerin arasını buldu.

Düzen yeniden kuruldu. Solon, Asya'da on yıl sürecek geziye çıktı.

İçi rahattı, "kavganın" sona erdiğini sanıyordu.

M.Ö 560'ta döndüğünde halkının Angora'da birbiri ile yine dövüştüğünü gördü. Yanılmıştı:"Atina yeni bir iç savaşın eşiğindeydi."

O tarihlerde Atina'da Pzistrat adında bir asker yaşıyordu. Zaferler kazanmış bir komutandı. Asildi ama asillerin Atina'da iktidar şansını yitirdiğini görüyordu. Kalabalıklara toprak dağıtmaktan, özel ayrıcalıklardan söz ediyor, bütün borçların ve vergilerin affedileceğini ilan ediyordu. Bir yandan da iktidardakilerle iyi ve yakın ilişkiler kurmuştu. Pzistrat nasıl bir adamdı? Plütark yanıtlıyordu: "Sevimli, hoşsohbet, yoksullara dost görünen, karşıtlarına karşı ılımlı ve yumuşak davranmayı bilen, alçakgönüllü ve çok adil tanınan, her ayaklanmanın (darbenin) aleyhinde bulunan, yeğeni Solon’un yasalarını yani kurulu düzeni koruma yeminleri eden parlak bir asker."

Oysa Pzistrat, tarihin tanıdığı en büyük, en tehlikeli "demagoglarından" biriydi. Fakat Plütark'ın çizdiği görüntüyle Pzistrat’ın içinde kaynayan ihtirasları dışarıdan anlayabilmek hemen hemen olanaksızdı.

Günlerden bir gün, Atinalıların kentin alanında toplandığı bir saatte, Pzistrat çıkageldi. Giysileri paramparçaydı, yüzü gözü kan içindeydi. Sonradan çıkan söylentilere göre, halkı heyecanlandırmak için kendi kendini yaralamıştı. Yüksek bir yere çıktı:

"Atinalılar şu halime bakın!" diye haykırdı. "Kırda gezinirken üzerime atlayıp beni öldürmek isteyen düşmanlarım, bakın beni ne hale soktular. Atinalılar! Ben vatanı için canını ortaya koymuş, tehlikeli düşmanımızı yenmiş bir askerim. Bana bu muameleyi reva görecek misiniz? Hayatıma kastediyorlar, çünkü benim halka nasıl bir aşkla bağlı olduğumu biliyorlar", diye sürdürdü.

Kalabalık heyecanlandı, homurdanmaya başladı. Bir rastlantıyla oradan geçen Solon, "hileyi" anladı, halkı uyarmak istedi. Onu susturdular… Pzistrat kışkırtmayı sürdürdü. Halk hemen karar aldı. Hemen "iktidara el konacak ve Pzistrat’ın yaşamına kastedenler cezalandırılacaktı." Daha önce Pzistrat’ın ayarladığı Ariston adında biri ortaya fırladı, bir öneride bulundu:

-Pzistrat’ı korumak için silahlı 50 adam seçelim!

Bu karara karşı çıkmak amacıyla kürsüye fırlayan birkaç görevli yaka paça aşağı indirildi. Muhafızlarının sayısını Pzistrat'ın saptaması kararlaştırıldı.

Az sonra, ardında dört yüz silahlı muhafızıyla Pzistrat, Akropol'ü zapt ediyor ve iktidara el koyuyordu.

Bu, ilk hükümet darbesiydi.

"İhtilaller ve darbeler tarihinde" anlatılan bu masalımsı hükümet darbesi, ne ilkti, ne de sonuncu olacaktı. Pzistrat, iki kez düşecek, iki kez yine darbeyle iş başına gelecekti. Çağlar değişecek, uygarlık gelişecek, kuşkusuz darbeler de her çağa göre yeni yöntemlerle sürüp gidecekti. Ta, günümüze kadar.

Pzistrat darbesinin çizgileri, yakın tarihimizi yaşayanlarda kimi çağrışımlar yapabilir. Aslında amaç, darbelerin yüzyıllar ötesinden günümüze şapka çıkardığını anımsatmaktı.

Cüneyt Arcayürek
Darbeler ve Gizli Servisler























0 Yorumlar:

Yorum Gönder