Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2017
» Yaratanın Yaratmak Gereksinimi
Yaratanın Yaratmak Gereksinimi
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 22 Haziran 2017 Perşembe Saat : Haziran 22, 2017
Gözlemlenebilir evrende 400 milyar civarı galaksi ve her birinde de yine yüzlerce milyar yıldız olduğu tahmin ediliyor. Gezegenlerin sayısını düşünün. Ya asteroitlerin ve meteoritlerin sayısı? Üstelik bu dehşet büyüklükteki rakamlar şu anda sadece gözlemleyebildiğimiz evrene ilişkin verilerdir. Eh, buna bir de parçacık dünyasını eklediğimiz zaman bildiğimiz Arap saçı bile keratinli Brezilya’lı saçı gibi duruyor.
Ya henüz gözlemleyemediğimiz evrendeki sayılar mı?
İşte, onu ancak Allah bilir!
Bak şimdi, bak şimdi… "Allah bilir!"dedim de aklıma Allah geldi, iyi mi!
Sen kalk bu kadar şeyi yarat sonra da ortalıktan kaybol. Tabi biz insanız, önce merak ettik, sonra inat; illa bulacağız! Her ne kadar patateste, domateste, karpuzda, balıkta ve ayakkabı kutularında falan "Allah" yazısı ile (hem de Arapça!) sıkça karşılaşsak da bizi ikna etmemiş olacak ki, aramaya devam ettik: Vajinada, peniste, suda, gökte, yerde, yer altında, denizaltında, volkanların içinde, insanda…
Kuantumu parçaladık, biyolojiyi yuttuk, termodinamiğin ikinci dinamiğini birinci dinamiğin başında dinamitledik. Cinlere entropiyi pi sayısı ile çarptırdık, çıkanı Bilal’in babası gibi siyasetçilere "böldürdük". Big-Bang’den girip bir anda Little Bang’den gulyabani gibi çıktık. Solucan deliğine dalıp paralel evrenlerdeki fare deliklerinde boyumuzu gösterdik. Kara delikleri süzgeçten geçirme sırasında enerjisini alıp posasını çöpe döktük, Pulsar’ların şaşırtıcı hızla dönüşleri başımızı döndürünce bu defa da deney tüplerini sayısız kere kaynattık. DNA’ların tüm ikametgâhlarını saptayıp (Richard Dawkins’in "Bencil Gen"i hariç, çünkü orada sadece R. Dawkins var!) Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tüm "Genlerin "Yaratıcı olduğu kanıtlanamadığından sabıkalı değildir." şeklindeki "Temizdir" belgelerini de aldık. Öyle ki, ne olduğunu aklımız almadığı halde dünyanın merkezinde bulunan ve sıcaklığı 6.000 derece dolaylarında olan "Ağır Küre"yi birinden duyduğumuz zaman cehennem sanarak korkmuşluğumuz da oldu.
"Bakalım Allah bizim görmediğimizi görecek mi?! Eğer görürse, ortaya çıkar." umuduyla başta doğrudan Sümeyye’nin babasına bağlı olarak çalışan Ensar Vakfı olmak üzere "Helal Tecavüz Merkezleri"ni kutsadık, hamile kadınların dışarıda dövülmesini bizden daha akıllı telefonlarımızla kaydedip üç-dört yaşlarındaki kız bebeklerimizi çarşafla kaplayıp Müslüman erkeklerin tahriklerini artırdık falan… Sonuç olarak Allah’ı bulamadık ama bulmuş, hatta görmüş gibi konuşmayı da ihmal etmedik! Eh, yok ya hani, atış serbest! Kimi Allah’ın kendi içinde olduğunu söylerken kimi vicdanı olduğunu söyledi. Kimi görünmez bir ışık olduğunu iddia ederken, kimi her şeyin dışında olduğunu söyledi. Kimi aşkta bulduğunu söylerken kimi de rüyalarında gördüğünü, hatta rüyasında kendine vahiy gönderdiğini de söyleyince, hatırı sayılır bir inanır kitlesine ve servete oldu. Bulabildiğimiz bir tek yer bile olmayınca, bulamadığımız yerleri tekrar tekrar gösterip "Cenab-ı Allah bizim gözümüze perde koymuş. Bu yüzden göremiyoruz." yalanıyla avunduk.
Şimdi "yukarıda Allah var!" yüzlerce milyon insan "Allah var!" dediğine göre demek ki var, anladım; tamam, kabul: Allah’ın hiçbir gereksinimi olamaz, çünkü evreni yaratan O! Her anlamda bizim O’na ihtiyacımız olurken O her anlamda sonsuz bir güce sahiptir. Her şey O’nun ve hiçbir şey O’nun iradesinden bağımsız olamaz. Diyanetin “resmi sitesinden” aldığım bu hadiste de Muhammed’in “tanık olmuş” gibi konuşması da bunu destekliyor.
Kabul!
Bir şeyin "yaratılmış" olması ya da bir şeyi "yapmak" o şeyin bir "gereksinim" olduğunun doğrudan ve tartışmasız kanıtıdır. Tek sorum var:
-Sonsuz güce sahip olan bir varlığın evreni yaratmasındaki "gereksinim" nedir?
22 Haziran 2017








0 Yorumlar:
Yorum Gönder