Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Aşk, Şiir ve Şaire Şikâyet

Aşk, Şiir ve Şaire Şikâyet

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 22 Aralık 2016 Perşembe Saat : Aralık 22, 2016


Özellikle şiir ile ilgilenenlerin birinci teması aşktır ve gözlemleyebildiğim kadarıyla, üretim anlamında, diğer temalarla aralarında devasa denilebilecek bir fark vardır. Bu durum yazılı edebiyat öncesinde de vardı, şimdi de… Konularda ise gözlemimde değişiklikler oluşmaya başladı, çoğunlukla “Ayrılık”a ilişkin olanlar işlenmekte…

Sosyal yaşamda aşk neyse, edebiyatta da şiir odur; her ikisi de kendi alanında zirvededir ve bu zirvenin tadı, ikisinin bileşimidir. Âşık, sevdiğini kimi kez şiir olarak görür, dize dize okur, imge imge içine çeker. Kimi kez de şiiri sevdiği olarak görür; saçları gün ışığıdır mesela, gözleri deniz düşü gördüren imgelerdir, “paget”tir dudakları, nefesi sonsuzluğun müjdecisi meltem rüzgârıdır, her bir dokunuş evrendeki tüm elektrikten daha çarpıcıdır. Böylesine bir şiirin başlığı ise, eline alıp sevgiyle okşadığı bir kristal rölyeftir.

Sevgiliden ayrı bir yaşam, tutkudan dolayı pek düşünülmez; “Sensiz yaşayamıyorum!” denilir, “Sensiz nefes alamıyorum!” denilir denilmesine de, ben:

“hani derler ya sensiz yaşayamam diye
işte ben onlardan değilim.
ben
sensiz de yaşarım
ama seninle bir başka yaşarım”


diyen Nazım Hikmet ile aynı düşünüyorum. Gerçekten de sevdiğiyle yaşayanlar, sevdiğinden ayrı kalmanın ne demek olduğunu başlarına geldikten sonra anlayabilmektedir. Acı verir, içe kapandırır ama sonuçta “Başı kesik kurbağa” gibi de olsa, yaşanır.

Her insanın sevdiğine aşk şiirleri yazma hakkını saklı tutarak şair dostlara şikâyetimi bildirmek istiyorum: İnsanların sevdikleri uğruna onlarca, belki yüzlerce hatta binlerce fedakârlık yapmalarına ses etmeyelim, tamam; buna hakkımız yok, kabul, ama şiiri feda etmelerine de bu insanların hakkı yok! Uçurum kıyısında kurşuna dizdikleri dizelerden dizi dizi fışkıran, acı içinde kıvranan kanlı imgelerin feryadı, edebiyatı düşman gibi işgal etmiş durumda… Buna karşı bir duruş göstermeli, edebiyatı bunlardan arındırmalısınız.

“Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda” 


diyen Nazım Hikmet’i bir anlamıyla “tamamlayan” Ömer Hayyam’dan bir rubai ile noktalamak istiyorum:

“Gece, gül bahçesinde ararken seni,
Gülden gelen kokun sarhoş etti beni;
Seni anlatmaya başlayınca güle
Baktım kuşlar da dinliyor hikâyemi.”


03 Haziran 2012

0 Yorumlar:

Yorum Gönder