Gidilir tabi, niye gidilmesin ki?! Hatta yol masraflarını Diyanet de karşılar. Maksat ayağınız alışsın.
Balayına hacca gidince, her ne kadar el ele tutuşamazsanız da, ki zaten önemli olan elin değil kalbin birliğidir, birbirinizin gözlerinin içine baka baka bir güzel şeytan taşlarsınız. Şeytanın sizin attığınız taşlarla yüzünün-gözünün kan içinde kaldığını düşünerek gözlerinizle gülümsemeler saçarsınız. Sonra birlikte Arafat'a çıkarsınız. Oradaki toprağa ayak basınca kendinizi adeta kuş gibi hisseder ve zevcenle bulutlarda aynı "melaikeler gibi" uçtuğunuzu hayal edersiniz. Otel odanıza dönünce sen zevcenin gözlerine bakarak yavaş ama içten bir sesle, "Tekbiir!" dersin. Zevceniz hatun da biraz utangaçça ve adeta fısıltıyla "Allah-u Ekber." der... Sen gülümserken zevcen hatun kızararak başını öne eğer...
Namaz kılmadan önce gusül abdestini şart koşacak kimi davranışları gönlünüzce yapar ve sonrasında namazınızı da kıldıktan sonra fistanlarınızı giyip sen başına fes takarsın, zevcen de tülbent bağlar. Kıçınızı birbirinize dönerken "Cenab-ı Allah rahatlık versin inşallah!" dersin. Zevcen hatun da, "İnşallah efendi, Rabbimin gücü sonsuz." der ve huşu içinde uyursunuz.







0 Yorumlar:
Yorum Gönder