Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Sen Gelince

Sen Gelince

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 25 Ocak 2015 Pazar Saat : Ocak 25, 2015


Sen gelinceye kadar kuruydu dallarım.
Ne yapraklarıma türkü söyleten rüzgarım
                             ne sevdaya kucak açan gölgem vardı!
Bedenim dışarıda,
          köküm toprakta,
                  köküm bir ahtapot;
                         kucaklamış bedenimi çekiyordu toprağa!
Son iki yaprağım; yani direncim ve yüreğim
lapa
lapa yağan bir kar tanesi gibi salınarak düşerken toprağa
korkak bir sabrım,
          pusulasını yitirmiş aklım,
                        kendini yiyerek bitirmiş öfkem.
                                         ve bin bir çeşidiyle acılarım vardı ayakta
                                                                                     sen gelinceye kadar.


Kurşun...
Bulut...
Sen gelinceye kadar kurşundan bulutlar gözkapağımdı;
                                                                      aralamak ne mümkün!
Dağlar güçsüzlüğümdü,
                             havam kirli,
                                     iklimim soğuk,
                                             depremim yoktu,
ve püskürtemiyordu yanardağlarım kır çiçeklerimi.
Gülüşlerimde akrep kaderi,
yılgınlık hükümranlık oluşturmuş bakışlarımda
                  ve el yordamıyla arıyordu rengini gökyüzüm
                                                                    sen gelinceye kadar.

 
Şimşek mızrap oldu vurdu döşüme;
yapraklarım ezgilerin en güzeliyle titreşiyor,
                                    dilime yapıştı orman yeşili bir türkü
                                                                          serçe diliyle söylenen
ve tutabilene aşk olsun
                     genişleyen gölgemi!
Bulutlarım aralandı;
yağdım her bitkinin köküne cömertçe.
Sabrım Spartaküs yiğitliğini kuşandı
                         aklımın elinde prizma gibi pusulalar
                                                                    öfkemin adresi net
                                                                                      direncim şahin
yüreğim kartal oldu, uçtu semalara sen gelince.


Acı...
Acılar...
Ah, acılarım...
Ahh gölge gibi izleyerek beni yalnız bırakmayan acılarım...
Kıpırdayamayan
acılarıma yük olan felçli acılarım...
Kawa’nın demiri dövmesi gibi dövdü
                                 işlemesi gibi işledi kendini
                                                  direndikçe kahramanlaştı
kahramanlaştıkça direndi acılarım sen gelince.

  
Sen gelince uçurumlarımın derinliğindeki kan kokuları dağıldı,
yükseldi senin maviliğinden seher buğuları.
Dağlarım ovalaştı.
Akarsularım bir ana gibi nasıl da kucaklıyor hayatı!


Sen gelinceye kadar kınımda kör,
                                       kınımda sağır,
                                kınımda dilsiz bir kılıçtım;
sıyırdın,
bir şövalye gibi çıkardın beni kınımdan
gösterdin keskinliğimi adına yaşam denilen savaşa!
Şimdi her sabah yeniden doğan bebek yüzlü bir güneşim,
bahar ateşi kokulu gelinciklerim var.
Tellere takılan uçurtmalarıma ağlıyorum gülerek,
                                                 cam kırıyorum sapanımla,
                                                          azar işitiyorum annemden
asıyorum okulumu,
ve bir güzel sopa yiyorum
laf attığım kızın babasının şikayeti üzerine
                                                             babamdan!
Çocuksu bağırtılarımla dolup taştı gök kubbe!


Sen gelince bir hal oldu baharıma;
renkler ev sahibi oldu renksiz umutlarıma.
Menekşemin bilge moru daha mor şimdi.
Deryalar bir göze gibi gülümün sevgisi karşısında
                                                                          Sığmıyor;
tabulara ve tüm acılara diz çöktürüyor
                                 karanfilimin kızıl direngenliği.
Nasıl da yakışıyor papatyamın beyazlığına
                                             riyasız yaşam rehberliği!


Sen gelince duymaya başladım her sesi.
Karasabana düşen gün ışığı ağırlığını nasıl ki hissediyorsa toprak
hissediyor ve duyuyorum bereketli bir toprak gibi artık.
Bakışlarımla bile ulaşamazken,
           ellerimle yıldız indiriyorum yer yüzüne
                                                               her sözünle.

Sen...
Sen gelinceye kadar...
Sen...
Sen gelince...
Sen evine geldin kadınım!
Yüreğime hoş geldin baharım, sefalar getirdin...

0 Yorumlar:

Yorum Gönder