Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2008
» Sizi Rahatsız(!) Gördüm; Hayırdır?! 1
Sizi Rahatsız(!) Gördüm; Hayırdır?! 1
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 12 Aralık 2014 Cuma Saat : Aralık 12, 2014
Değişik boyutlardaki ezenlerin ve ezilenlerin olduğu sınıflı toplumda yaşıyoruz. Her toplumun kendine özgü bir anlayışı ve şekillenmesi olduğundan adına “yasa” denilen hukuksal düzenlemelerde de kendilerini ayrıştırır bu anlayışlar. Hangi sınıf veya toplumsal anlayış egemense, yürürlükte de o sınıfın anlayışı paralelindeki yasalar bulunmak zorunda olduğundan dünyadaki tüm yasalar, siyasal erki ellerinde tutan egemenlerin, yani burjuva sınıfının çıkarları için burjuvalarca hazırlanmıştır.
Yasalar, egemenlerin istemi doğrultusunda toplumun şekillendirilmesi ve kendisine bağımlı kılınmasının çok önemli araçlarından biridir. Siyasal iktidarların, yani aynı sömürücü egemenlerin farklı tonları arasında el değiştirmesinin getirdiği ton farklılığı, doğal olarak yasalara da yansır. Daha önce birçok örneğini, şimdi ise son örneğini AKP Hükümeti’nde yaşıyoruz. Yakın tarihsel süreçte (ve sonuncusu olarak) 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğü’nün hazırlattığı günümüzdeki Anayasa, barındırdığı maddeler ve bu maddelere bağlı olan ceza yasalarının Türkiye’ye neler getirdiğini (yoksa neleri götürdüğünü mü söylemeliyim?) ilgili ve duyarlı herkes bilmektedir. Bunun önemli bir maddesi, hem de değiştirilmesi teklif bile edilemeyen bir maddesi, hukukçuların çoğunluğuna göre açıktan ihlal edilerek değiştirilmektedir ve onlara göre bir “anayasal suç” işlenmektedir.
Öncelikle belirtmeliyim ki, beni ne bunların anayasası ilgilendiriyor, ne de diğer yasaları. Beni ilgilendiren tek bir nokta var: İstedikleri zaman kendi koydukları ve topluma dayattıkları yasaları bir çırpıda nasıl da kendileri tarafından çiğnendiğidir. Yöneticiler ne tür bir değişikliğe giderse gitsin, yönetilenlerin de bu buyruklara uymaktan başka seçeneği bulunmamaktadır! (Devrim hariç)
Efendi emir verir, uyruk yerine getirir!
AKP Hükümeti, adına “Türban Yasası” denilen bir yasayı meclisten çorap halinde çıkararak başımıza geçiriyor. Şu an Cumhurbaşkanı ABDullah Gül’ün onayını bekliyor(!). Birkaç gün içinde Gül tarafından imzalanacak ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecektir. Gül, iki nedenden dolayı imzalamak zorundadır: Birincisi, kendisi de aynı anlayışa sahiptir, onun eşi de türbanlıdır hükümettekilerin çoğunluğunun türbanlı olması gibi; ikinci neden de ABDullah Gül’ün şu anki resmiyette Başbakan Erdoğan’ın “üstü” konumunda olmasına rağmen pratikte onun astı olmasındandır (Bkz: ABDullah Gül ve Başbakan’ın Zihniyeti isimli makalem).
Yapılan tartışmalarda bir kesim bunun bir “inanç özgürlüğü” olduğunu ve özgürlüğü savunan herkesin bunu desteklemesi gerektiğini iddia etmektedirler. Karşı çıkan kesim ise (özcesi) bunun inanç özgürlüğü ile bir bağının bulunmadığını, Başbakan’ın da itiraf ettiği gibi bir siyasal simge olduğunu; bunun uygulanmasının anayasanın ikinci maddesinin ihlali anlamına geldiğini iddia ediyorlar.
“Türban Yasası” denilen bu yasanın bizleri hangi uçurumların dibindeki kan göllerine sürükleyeceği konusu, ayrıca konuşulması gerektiği için geçiyorum ve hukukçuların iddialarını (araştırmam çok dar olmakla birlikte fikir verebilir kanısındayım) maddelerle tanıtlayalım:
Yapılan polemiklerde AKP Hükümetinin Anayasa’nın “değiştirilemez hükümleri”ne bağlı maddeleri ihlal ettikleri vurgulanmaktadır. Anayasa’nın “Genel Esaslar” bölümünde yer alan “IV. Değiştirilemeyecek Hükümler”in hemen altında Anayasa’nın dördüncü maddesi olarak yer alan açılım:
“MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”
Bu maddenin açılımına göre Anayasa’nın ilk üç maddesinin değişikliği teklif bile edilememektedir. Değil ki değiştirmek, değişikliği bile teklif edilemeyen üç maddeyi aktarıyorum:
BİRİNCİ KISIM
Genel Esaslar
Devletin şekli
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.”
“Türban Yasası” ile devletin şeklinin değişikliğinin de ilk somut sinyalini veren şeriat özlemcisi AKP Hükümeti’nin (şimdilik) birinci ve üçüncü maddelere dokunmamakta, hukukçuların söylediği ikinci maddeye dokunmaktadır. Hukukçular, “Başlangıç”ın ilk paragrafına dikkat çekerek Atatürk Devrimlerine ve ilkelerine dikkat çekmektedirler. Bu paragrafı da aktarıyorum:
“Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;”
(abç)
Hukukçuların itiraz noktasının çıkış yeri ve ilgili maddeler bunlar. Bunun içinde kılık-kıyafetten alfabeye kadar birçok ilke ve anlayış var. Bunların hiçbiri değiştirilemez, diyor hukukçular.
Benim düşünceme gelince:
Seçim öncesi “Laiklik”, “Cumhuriyete ve Atatürk İlkelerine Bağlılık” gibi ülke çapında birçok yürüyüşü onlarca milyon insan olarak gerçekleştirdiniz. Bir önceki seçimde %35’ler civarında olan AKP’nin oy oranını %45’lere ben çıkarmadım, sözüm ona şeriatı “protesto” edenler olarak siz çıkardınız. Siyasal erki karşı çıktığınız(!) şeriat özlemcisinin ellerine tamamen siz verdiniz.
Nedense sizi çok rahatsız(!) gördüm; hayırdır?!
15 Şubat 2008






0 Yorumlar:
Yorum Gönder