Paylaşımlarımla zenginleşin, paylaşımlarınızla zenginleştirin! "Sevdiğimi Haykırsam Anadolu'ma" isimli şiir kitabım "Artshop Yayınları" tarafından çıkarılmıştır. Kitapevlerinden arayabilirsiniz.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home » » Sizi Rahatsız(!) Gördüm; Hayırdır?! 1

Sizi Rahatsız(!) Gördüm; Hayırdır?! 1

Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 12 Aralık 2014 Cuma Saat : Aralık 12, 2014


Değişik boyutlardaki ezenlerin ve ezilenlerin olduğu sınıflı toplumda yaşıyoruz. Her toplumun kendine özgü bir anlayışı ve şekillenmesi olduğundan adına “yasa” denilen hukuksal düzenlemelerde de kendilerini ayrıştı­rır bu anlayışlar. Hangi sınıf veya toplumsal anlayış egemense, yürürlükte de o sınıfın anlayışı paralelindeki yasalar bulunmak zorunda olduğundan dünyadaki tüm yasalar, siyasal erki ellerinde tutan egemenlerin, yani burjuva sınıfının çıkarları için burjuvalarca hazırlan­mıştır.

Yasalar, egemenlerin istemi doğrultusunda toplumun şekillendirilmesi ve kendisine bağımlı kılınmasının çok önemli araçlarından biridir. Siyasal iktidarların, yani aynı sömürücü egemenlerin farklı tonları arasında el değiştirmesinin getirdiği ton farklılığı, doğal olarak ya­salara da yansır. Daha önce birçok örneğini, şimdi ise son örneğini AKP Hükümeti’nde yaşıyoruz. Yakın ta­rihsel süreçte (ve sonuncusu olarak) 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğü’nün hazırlattığı günümüzdeki Ana­yasa, barındırdığı maddeler ve bu maddelere bağlı olan ceza yasalarının Türkiye’ye neler getirdiğini (yoksa neleri götürdüğünü mü söylemeliyim?) ilgili ve duyarlı herkes bilmektedir. Bunun önemli bir maddesi, hem de değiştirilmesi teklif bile edilemeyen bir maddesi, hu­kukçuların çoğunluğuna göre açıktan ihlal edilerek de­ğiştirilmektedir ve onlara göre bir “anayasal suç” iş­lenmektedir.

Öncelikle belirtmeliyim ki, beni ne bunların anayasası ilgilendiriyor, ne de diğer yasaları. Beni ilgilendiren tek bir nokta var: İstedikleri zaman kendi koydukları ve topluma dayattıkları yasaları bir çırpıda nasıl da ken­dileri tarafından çiğnendiğidir. Yöneticiler ne tür bir değişikliğe giderse gitsin, yönetilenlerin de bu buy­ruklara uymaktan başka seçeneği bulunmamaktadır! (Devrim hariç)

Efendi emir verir, uyruk yerine getirir!

AKP Hükümeti, adına “Türban Yasası” denilen bir ya­sayı meclisten çorap halinde çıkararak başımıza geçiri­yor. Şu an Cumhurbaşkanı ABDullah Gül’ün onayını bekliyor(!). Birkaç gün içinde Gül tarafından imzala­nacak ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe gi­recektir. Gül, iki nedenden dolayı imzalamak zorunda­dır: Birincisi, kendisi de aynı anlayışa sahiptir, onun eşi de türbanlıdır hükümettekilerin çoğunluğunun türbanlı olması gibi; ikinci neden de ABDullah Gül’ün şu anki resmiyette Başbakan Erdoğan’ın “üstü”  konumunda olmasına rağmen pratikte onun astı olmasındandır (Bkz: ABDullah Gül ve Başbakan’ın Zihniyeti isimli makalem).




Yapılan tartışmalarda bir kesim bunun bir “inanç öz­gürlüğü” olduğunu ve özgürlüğü savunan herkesin bunu desteklemesi gerektiğini iddia etmektedirler. Karşı çıkan kesim ise (özcesi) bunun inanç özgürlüğü ile bir bağının bulunmadığını, Başbakan’ın da itiraf ettiği gibi bir siyasal simge olduğunu; bunun uygulan­masının anayasanın ikinci maddesinin ihlali anlamına geldiğini iddia ediyorlar.

“Türban Yasası” denilen bu yasanın bizleri hangi uçu­rumların dibindeki kan göllerine sürükleyeceği konusu, ayrıca konuşulması gerektiği için geçiyorum ve hukuk­çuların iddialarını (araştırmam çok dar olmakla birlikte fikir verebilir kanısındayım) maddelerle tanıtlayalım:

Yapılan polemiklerde AKP Hükümetinin Anayasa’nın “değiştirilemez hükümleri”ne bağlı maddeleri ihlal et­tikleri vurgulanmaktadır. Anayasa’nın “Genel Esaslar” bölümünde yer alan “IV. Değiştirilemeyecek Hüküm­ler”in hemen altında Anayasa’nın dördüncü maddesi olarak yer alan açılım:

“MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Dev­letin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştiril­mesi teklif edilemez.”

Bu maddenin açılımına göre Anayasa’nın ilk üç mad­desinin değişikliği teklif bile edilememektedir. Değil ki değiştirmek, değişikliği bile teklif edilemeyen üç mad­deyi aktarıyorum:

BİRİNCİ KISIM

Genel Esaslar

Devletin şekli


MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan hakla­rına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.”

“Türban Yasası” ile devletin şeklinin değişikliğinin de ilk somut sinyalini veren şeriat özlemcisi AKP Hükü­meti’nin (şimdilik) birinci ve üçüncü maddelere do­kunmamakta, hukukçuların söylediği ikinci maddeye dokunmaktadır. Hukukçular, “Başlangıç”ın ilk paragra­fına dikkat çekerek Atatürk Devrimlerine ve ilkelerine dikkat çekmektedirler. Bu paragrafı da aktarıyorum:

“Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milli­yetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrul­tusunda;”
(abç)

Hukukçuların itiraz noktasının çıkış yeri ve ilgili mad­deler bunlar. Bunun içinde kılık-kıyafetten alfabeye kadar birçok ilke ve anlayış var. Bunların hiçbiri de­ğiştirilemez, diyor hukukçular.

Benim düşünceme gelince:

Seçim öncesi “Laiklik”, “Cumhuriyete ve Atatürk İl­kelerine Bağlılık” gibi ülke çapında birçok yürüyüşü onlarca milyon insan olarak gerçekleştirdiniz. Bir ön­ceki seçimde %35’ler civarında olan AKP’nin oy ora­nını %45’lere ben çıkarmadım, sözüm ona şeriatı “protesto” edenler olarak siz çıkardınız. Siyasal erki karşı çıktığınız(!) şeriat özlemcisinin ellerine tamamen siz verdiniz.

Nedense sizi çok rahatsız(!) gördüm; hayırdır?!

15 Şubat 2008

0 Yorumlar:

Yorum Gönder