Ekmek parçalarının dolu olduğu bir poşet ile sahilde bir kayanın üstüne oturduk. Üç kişiydik: Sağımda Sevdam, solumda “göğsümün içindeki sönmeyen Cevahir” ve ortada ben... Hemen bir kuğu karşımıza geldi; önce Cevahirim’e baktı, süzdü eni konu, sonra başını Sevdam’a çevirdi ve onu da süzdü. Üçümüz de şaşkınlık içinde kuğuya bakıyorduk ama kuğu bana bakmadı bile; önce sırtını döndü bize, sonra az ilerideki dönemeci. Oysa biz ekmek vermeye gelmiştik.
Sevdam, Cevahirim ve ben birbirimize bakıp durduk, kuğunun bu tavrına anlam veremedik . Birkaç dakika geçmemişti ki, yanında bir başka kuğuyla geri geldi. Ne biz “kuğuca” biliyorduk, ne de kuğular “insanca” ama garip bir biçimde birbirimizin dediklerini duyuyor ve anlıyorduk. İlk gelen kuğu bana bakarak konuşuyordu ama Sevdam ve Cevahirim de duyuyordu tüm bunları:
- Hadi, ekmek parçalarını at bize, yiyelim, dedi.
Şaşkınlık ve korkunun harmanlanarak harladığı bir mutluluk rüzgârı sarıp sarmalamıştı üçümüzü. Altı ekmek parçasını çıkarıp attım önlerine. Üçünü biri yedi, üçünü diğeri... Tekrar atmamı söyledi kuğu, tekrar attım, onu da aynı şekilde yediler ve gülümseyerek bana:
- Şimdi bu tarafa geç ve denizin üstünde dizlerinin üstünde dur. Sevdan’la Cevahirin orada kalsın, biz ortanızda kalacağız.
- İyi de burası deniz, yüzme biliyorum ama sen dizlerimin üstünde suda durmamı istiyorsun. Bu imkânsız bir şey, duramam!
- Sen gel, yürü, korkma!
Kalktım ve gerçekten de suyun üstünde yürümeye başladım. Kuğular ortamızda duruyordu, hayretler içinde kayanın üstünde oturan Sevdam’a ve Cevahirim’e baktım. Gülümsediklerini gördüm. Yoksa bu durumu biliyorlar mıydı?! Birden iki kuğu, o narin mi narin boyunlarını birleştirerek kalp haline getirdiler. Güneş, tam da “kalbin” üst noktasında duruyordu, doğada devasa bir güzellik vardı!
-Sevda, sen orada dur; Cevahir, sen gel ve dudaklara kon, dedi kuğu.
Cevahir (anlatılması olanaksız) bir kuş gibi geldi ve dudaklarıma konunca ruhumu cennet rüzgarı kucakladı. Kuğu son sözünü söyledi bana:
-Bu kalbin içinden uzan Sevdana, öp dudaklarından, dedi.
Uzandım kalbin içinden ve öptüm Sevdamın dudaklarından.
Ölümsüzlüğüm bundandır.
Tarih: Sonsuzluğun dördüncü günü...
05 Eylül 2007
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2007
» (Kırılgan) Hayallerim






0 Yorumlar:
Yorum Gönder