Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2005
» Şiir Nedir?
Şiir Nedir?
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 5 Şubat 2005 Cumartesi Saat : Şubat 05, 2005
Tanımlamalara Birkaç Örnek
"Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır. Şiiri düz yazıdan ayıran ölçü, mısra, ahenk gibi unsurlar vardır. Nazım (şiir) biçimindeki yazılara "manzum"; Nazım parçalarına da "manzume" denir."
Bkz: http://www.adaminsitesi.com/edebiyat_tarihi_2.htm
"Şiir bir yazın türüdür. Duyguların, izlenimlerin uyumlu bir ses ve söz düzeni içinde anlatımıdır. Ses ve söz güzelliğinin bir arada bütünleşmesine şiir denir. Şiir anlayışı çağdan çağa, ulustan ulusa, insandan insana değişir."
Bkz: http://www.memocal.com/bgvh/DunyaCocukSiirleriGunu.asp
"Özelde şairlik, genelde de sanatçılık, bir ruh halidir, dış dünyayı algılayış biçimidir, bu ruh halinde daima güzellik, sevgi vardır.
Bir yaşam biçimidir; sanatçı bulunduğu yerdeyken her yerdedir, kendisinin dünyasındadır ama bu dünya başlangıcı sonu olmayan bir dünyadır, kendi penceresinden dış dünyaya bakar, farklı algılar, farklı görür, hep güzelin peşindedir, öngörü sahibidir."
Bkz: http://www.xelkedondurma.com/rojev/ro_html/Sairlik.htm
"Şiir dar bir alana sıkıştırılmış az sayıda sözcükle yoğun anlamlar aktarma gücüne sahip olan yazınsal bir iletişim aracıdır."
Bkz: http://vision1.eee.metu.edu.tr/~metafor/yazi/talathalman.htm
Necip Fazıl KISAKÜREK'e göre:
"Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir. Eşya ve hadiselerin, bütün mantık yasaklarına rağmen en mahrem, en mahcup, en nazik ve en hassas nahiyesini tutarak ve nispetlerini bularak mutlak hakikati arama işi..."
Bkz: http://ogrenci.hacettepe.edu.tr/~bbm642/favorite.htm
Edip CANSEVER'e göre:
"Ya peki mısra nedir? Bir tanımı yok mu onun? Bence yok! Olsa olsa sezilmesi var, şiiri tekilleştirmesi var, şiiri tekilleştirmesi, kolay ustalıklara araç olması, çağdaş anlayışın gerisinde kalması var."
Turgut UYAR'a göre:
“Şiirin önce acemiliği geçilir, sonra ustalığına varılır sanılırsa da, bu doğru değildir: Ozan boyuna acemileşir, ustalaşmanın karşıtı değildir acemilik, özüdür. Ozanın olgunluğu, acemiliğin bilincidir olsa olsa. Bu bilinç acıdır, yaşlı ozanı kemirir; böylece şiirin yanına eleştiri yerleşmiş olur ve yaşlı ozan "ben" olmaktan çıkar. "Fenafillah" mertebesidir bu, ozanın yaşını yok eder.”
Nazım Hikmet RAN'a göre:
"...Şiir, nesirden bambaşka bir kimliktedir. Musikiden başka türlü bir musikidir. Şiirde 'nefes' ve 'ses' iki temel öğedir. Dizenin ayakları yerden kopmazsa ve uçmazsa ya da ister en hafif perdeden olsun, ister İsrafil'in sûru (borusu) kadar gür olsun, kulağı bir ses gibi doldurmazsa halis şiir değildir:"
Bkz: http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=860
Bunlar "Şiir nedir?" sorusuna verilen yanıt¬lardan ve kimi sözlerden örneklerdir.
Türk Dil Kurumu'nun yayınladığı sözlükte Arapça'dan geçtiğini belirterek şöyle bir açılım yapıyor:
1) Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi:
"Halk şiirinden, divan şiirinden değil, şiir mefhumundan, sadece şiirden bahsedeceğim."- N. Ataç.
2) Bir şairin, bir dönemin bu sanatı kullandığı özel biçim.
3) Manzume.
4) (mecaz) Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey:
"Burada herkes kendi gönlünden olduğu kadar bu tabiatın içinden gelen bir şiiri dinler."- A. Ş. Hisar.
Bkz: http://www.tdk.gov.tr/TDKSOZLUK/SOZBUL.ASP?kelime=%FEiir
Neredeyse tüm tanımlamalarda "Duygu, uyum, ritm, izlenim, imge, çağrışım, ses, vb. vb." ögelere yer verilmesi, şiirin dokusunda bunların olduğunun çok açık kanıtıdır. Ancak bu tanımlamalar arasında (sözlük anlamında) bana en yakın olanı Türk Dil Kurumu'nun yaptığı tanımlamanın birinci maddesidir. Kuşkusuz ki bu tanımlama da eksiktir. Bunun nedeni burada da yine karşımıza içinde bulunduğumuz somut sosyal koşullar çıkmasıdır. İsteyen şiirlerde benim gibi estetik düşünsel yönlendiriciliği arar ama şart koşmaz, isteyen sadece imgelerden olduğunu söyler, isteyen bir tümceyi alt alta yazarak "dize" oluşturur... Yukarıdaki ünlü şairlere ait olan alıntılar da aslında şiirin farklı tanımlamalarındandır.
“Kusursuz bir şiir tanımlaması” yapmayı olanaklı görmüyorum. Ama her insan şiirden neyi anlıyorsa genel olarak edebiyat dünyası için değil ama kendisi için “kusursuz” bir şiir tanımlaması yapabilir.
Derya Çolpan'ın araştırmalarına göre şiir, başlangıçta, "İnsan günlük konuşma dilinin yanı sıra özellikle değiştirebileceği ya da yansıtabileceğini düşündüğü doğayı etkilemek için bir büyü dili oluşturmuştu. Bu dilin ritmik özellikleri şiir dilinin öncülü olarak algılanabilir. Platon da şiiri tanımlarken 'büyülü söz' ifadesini kullanmıştır:"
Bkz: http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=860
Bu bilgiler bizlere şiirin kesin tanımını ver(e)mese bile, şiirin ne olduğu (yoksa ne olmadığı mı demeliyim?) hakkında çok önemli veriler sunmaktadır.
Bana göre bir şiir:
1) Özlü, kararlı ve akıcı bir ifadeye;
2) İmge ve betimlemeye;
3) Anlam, duygu ve çağrışım değerlerine;
4) Derinlikli bir yönlendirmeye (çatıştırmaya);
5) Yazım ve gramere (genel olarak dile egemenlik de diyebiliriz) sahip olmak zorun¬dadır.
Tabi ki daha başka şeyler de var ama bu beş şık (benim için) kesinlikle olması gerekenlerdir. Şiirde olması gereken diğer faktörlerin eksikliklerinde belki daha toleranslı olabiliriz ama bu beş şıktan birinin bile eksikliğinin şiirde kan kaybına yol açtığını düşünüyorum.
09 Şubat 2005







0 Yorumlar:
Yorum Gönder