Beyin, evrenin en ücra köşesine gitmeli, gidebilmelidir; ne yıldızlar, ne galaksiler engel ol(a)mamalıdır beynin bu dur-durak tanımayan yolculuğuna. Karşılaştığı tüm tanrıları ve tanrıçaları ya görmezden gelmeli ya da muhatap almamalıdır. Beyin özgür olmalıdır. Eğer beynimiz özgür değilse kimseyle çatışamayız.
Çatışmak, gelişmektir; gelişmek için çatışmak, olmazsa olmazdır.
Vajinaya boşalan ortalama 250 milyon sperm, döllenmek üzere aynı anda yumurtaya doğru bir yarışa girerler. Vajinanın salgıladığı sıvı ve diğer bazı faktörler spermlerin önüne barikat olurlar, çok yoğun bir "sperm katliamı" yaşanır vajina içinde. Yumurtaya ulaşmayı başaran sperm, onunla döllenir ve doğanın en mükemmel sanatı olan insan olur!
Oysa insan olana kadar ne büyük çatışmalardan geçmiştir!
Gökyüzünde kızılca kıyamet bir savaş vardır: Kara bulutlar göğüslerini birbirlerine birer kadeh gibi tokuşturduğu zaman çıkardığı gürültü, canlıları ürkütür. Hortumlar yıkar geçer, sel önüne geleni yutar. Güneş bile korkudan sinmiş, saklanmıştır bulutlar arasına... Şimşekler çakar, yıldırımlar düşer, adeta kıyametin habercisidir...
Sonra gökkuşağı nasıl da mutlu bir çocuk gibi gülümser bizlere! Oysa daha birkaç dakika öncesinde gökyüzünde müthiş bir çatışma vardı. Gökkuşağı, gökyüzündeki çatışmanın bir sonucu olarak varlaşan muhteşem bir sanat eseridir.
Daha çoğaltabiliriz ama bu iki örnek yeter. Sanatta da böyledir. Çevresindeki olgularla çatışmayan sanatçı, dar kalır.
Kuralımız şu: Düşüncene kilit vurma; özgür ol, özgür olsun!
Estetik ifade biçimlerinden biri ve başlı başına bir sanat olan şiirde de aynı kural geçerlidir: Düşüncene kilit vurma! Özgür ol, özgür olsun! Günümüzün dünyasında özgürlük en zor olanıdır. Ağır bedeli vardır özgür olmanın... 249 milyon 999 bin 999 sperm kendilerini "feda edip" içlerinden birinin yumurtayla buluşmasını sağlayarak insanlaşmasını gerçekleştirdiler. Bu insan, hemcinsleri ve doğa için "daha yaşanılabilirlik uğruna" (eğer nankör davranmazsa) savaşacak.
Gökkuşağı bizlere gülümsemek için gökyüzünün o kahredici haykırışlarına katlanmadı mı?
Bedel ödemek de bu anlamıyla bir "sanat" değil midir? Bence en büyük sanat “bedel ödeme sanatı”dır. Tarihe nam salmış sanatçılara baktığımız zaman onların ne büyük bedeller ödediğini hemen görürüz.
En iyi sanatçı; şair, ressam, yontucu... İşte bu bedel ödeyenlerden yani çatışmanın içinde olanlardan / gelenlerden olur.
Ve sanatı bu sanatçılar geliştirir.
20 Mayıs 2005







0 Yorumlar:
Yorum Gönder