Durgunlaştın.
Oysa
ne de güzel sararak kucaklamaya başlamıştın toprağı
bir ana şefkatiyle!
Ve doyasıya emiyordu seni toprak
bir evlât sevgisiyle...
(...)
Bak şu toprağın haline!
Karanlıklar kahkaha atıyor kan püsküren volkanlara!
Bak şu toprağın haline!
Kadavra gibi;
ahı gidip
vahı kalan toprağın gözeleri
gözyaşı damarları tıkanan gözler gibi
bir içindeki su bekleyen binlerce tohuma,
bir sana bakarak
yardıma çağırıyor seni
Kı
zıl
ır
mak!
Oysa
ne de güzel sararak kucaklamaya başlamıştın toprağı
bir ana şefkatiyle!
Ve doyasıya emiyordu seni toprak
bir evlât sevgisiyle...
(...)
Bak şu toprağın haline!
Karanlıklar kahkaha atıyor kan püsküren volkanlara!
Bak şu toprağın haline!
Kadavra gibi;
ahı gidip
vahı kalan toprağın gözeleri
gözyaşı damarları tıkanan gözler gibi
bir içindeki su bekleyen binlerce tohuma,
bir sana bakarak
yardıma çağırıyor seni
Kı
zıl
ır
mak!
Bak, dinle!
Sen durgunlaştığından beri,
sana nispet,
nasıl da coşkuyla akıyor
Yeşilırmak!
Ahh Kızılırmak, ah!
Kimsenin kuşkusu yok çağlama niyetindeki yüceliğinden
ama cehenneme giden yollar da
iyi niyet taşlarıyla örülüdür;
bilmek gerekir.
Ve bilmek gerekir ki;
akış ile birleşirse bir anlam kazanır
iyi niyet!
Dinle,
dinle toprağı:
“Adi taş parçalarını sürükleye sürükleye
renkli şimşir taşlarına çevirirdin
güçlü akışınla!
Yine ak
Kızılırmak,
yine ak!”
diye feryat ediyor,
duy,
bak!
sana nispet,
nasıl da coşkuyla akıyor
Yeşilırmak!
Ahh Kızılırmak, ah!
Kimsenin kuşkusu yok çağlama niyetindeki yüceliğinden
ama cehenneme giden yollar da
iyi niyet taşlarıyla örülüdür;
bilmek gerekir.
Ve bilmek gerekir ki;
akış ile birleşirse bir anlam kazanır
iyi niyet!
Dinle,
dinle toprağı:
“Adi taş parçalarını sürükleye sürükleye
renkli şimşir taşlarına çevirirdin
güçlü akışınla!
Yine ak
Kızılırmak,
yine ak!”
diye feryat ediyor,
duy,
bak!
Toprağın derdi tohumlardır;
kan,
can vermek istiyor senden kana
kana içerek!
Dağdan düze akman iyiydi ama;
kolsuz bir ahtapot ne kadar sararsa,
ne kadar kucaklarsa denizi,
ne kadar dans ederse o derinliklerde
şimdi senin durumun da öyle...
kan,
can vermek istiyor senden kana
kana içerek!
Dağdan düze akman iyiydi ama;
kolsuz bir ahtapot ne kadar sararsa,
ne kadar kucaklarsa denizi,
ne kadar dans ederse o derinliklerde
şimdi senin durumun da öyle...
Kızılırmağım!
Şahdamarım!
Yarınımın bugünü!
Umudum!
Tek vücuttan binlerce kol ile akıp
sularsan toprağı
dağlardan ovalara doğru
göreceksin ki ne Yeşilırmak kalmış
ne mor!
Ve topraktaki binlerce tohum
yeşerip filizlenecek
eskisinden daha gür!
Şahdamarım!
Yarınımın bugünü!
Umudum!
Tek vücuttan binlerce kol ile akıp
sularsan toprağı
dağlardan ovalara doğru
göreceksin ki ne Yeşilırmak kalmış
ne mor!
Ve topraktaki binlerce tohum
yeşerip filizlenecek
eskisinden daha gür!






0 Yorumlar:
Yorum Gönder