Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir. Linki verilen "Gökyüzü Kitapevi" sizler için hazırlanmıştır.
Şu an üç farklı seri yazım devam etmektedir. Okumanızı öneririm.
Bilim ve Teknoloji alanındaki gelişmelerden haberler... İşinize yarar :)
İslam'ı bilmeden savunmayın. Okuyun, anlayın benimseyin ve sonra savunun.
"Onur" ile "Çağlar" arasında geçen edebi sohbetleri içermektedir.
Belli alanlarda isim yapmış insanlarla mini "polemik" yapmaktayım. Paylaşımlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Değişik konularda mizah içerikli paylaşımlar yapmaktayım. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın :)
Home »
Makale-2016
» Toplum-Birey İlişkisi Üzerine
Toplum-Birey İlişkisi Üzerine
Gönderen : Onur Çağlar Tarih : 24 Eylül 2017 Pazar Saat : Eylül 24, 2017
"Varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri onların maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder. Bu üretim ilişkilerinin tümü, toplumun iktisadi yapısını, belirli toplumsal bilinç biçimlerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. Maddi yaşamın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel yaşam sürecini koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır. Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar. İktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da az bir hızla altüst eder."
(K. Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı'nın Önsözü'nden)
Enternasyonal proletaryanın büyük öğretmeni K. Marx yoldaşın bu dâhice tespitini bir kez daha okumanızda yarar olduğunu belirterek devam edeyim:
Kapitalist-emperyalist sistemin en belirgin özelliklerinden biri, toplumu topluluğa çevirirken veya toplumun oluşması yönünde iç dinamizmiyle hareket eden topluluğun yaşamını uzatırken insanları "bireysellik" içine hapsetmeleridir. Bir biçimiyle bu tuzağa düşenlerin bu çemberi kırmaları her ne kadar imkânsız değilse bile, oldukça zor olduğu açıktır. Bu durum, insanlar üstünde son derece etkin olan bir yanılgıyı, bireysel mutluluklarını elde et¬tiklerinde kendilerine yeterli olacak her şeyi elde ettiklerini sanmalarını ve bunu da yakın ilişkilerine bir şekilde empoze etmelerini yaratmaktadır. Oysa, bireysel mutluluğun (kendince) zirvesinde olsalar bile, birlikte yaşadığı insanların, çevresinin ve giderek toplumunun (topluluğunun) mutlulukları kendilerini yakından etkilemektedir.
Tek tek insanların görece bireysel hoşnutluğu toplumu dişe-tırnağa dokunur düzeyde etkilemese de, bir toplumun hoşnutsuzluğu, özü itibarıyla bireyin de hoşnutsuzluğu demektir. Bunun nedeni, toplumun en önemli özelliklerinden biri olan süresiz çoklu devinimdir, çünkü bizler istesek de istemesek de toplumun diğer bireyleriyle ya doğrudan ya dolaylı olarak bağlı durumdayız. Yolda, alış-veriş merkezlerinde, okullarda, hastanelerde falan çok çeşitli ilişkiler içinde olmamız, bizlerle aynı veya farklı yanlarını görmemiz, maddenin beynimizdeki yansıması olan düşüncelerimizi etkilemekte, kimi zaman da belirlemektedir. Bu durum tanımadığımız insanlar için de geçerlidir. Örneğin faşist diktatörlük tarafından Nusaybin'de, Cizre'de, Sur'da, İdil'de, Diyarbakır'da, Gever'de uygulanan katliamlara yüz binlerce insanın sessiz kalmaması gibi; ya da Ankara'da ve İstanbul'da İslamcı cinayet şebekelerince devlet kontrolü altında patlatılan bombalarla yaşamını yitiren sivil insanlara duyarlılık göstererek ülkenin değişik alanlarında tepkiyle karşılamaları gibi… Bu durum, K. Marx yoldaşın az önce aktardığım alıntıdaki "… aralarında zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar…." sözüne doğrudan denk düşmektedir.
Bireyin içinde bulunduğu topluluktan, ama daha doğru bir tanımlama yapacak olursam, topluluğun üst ve son aşaması olan toplumdan aldığı etkileşimler / uyarıcılar ile kendinde bulunan etkileşimler / uyarıcılar arasında bir kıyaslama yapmak hiç de mantıklı olmasa gerek. Çünkü toplumlar, her ne kadar an itibarıyla kapitalist / emperyalist sistemin ve bağlaşıklarının boyundurukları altında olsa da, gerçek niteliğine ulaştığı zaman rahatlıkla "süper organizma" tanımlamasını yapabiliriz. Bu durumda da bireyin topluma rağmen etkilenmeden yaşamını sürdürmesi ve kendince şekillendirmesi asla olası değildir ancak toplumların da çeşitli sınıf ve katmanlardan oluştuğunu unutmamak gerektiği kanısındayım.
24 Mart 2016







0 Yorumlar:
Yorum Gönder